My photo
a utopist, a green, a free soul, a liberal, a young (well let's say 'a new' rather than 'young') mother, a rebel, a thinker, a smiler, a wonderer, a note, a butterfly, a rainbow, a nymph, a kite, a wave, a breeze from the sea, a purple soul, a chocolate-addict, a lover...

Thursday, 29 November 2012

Delfina's second birthday and reflections


Delfina is a two year old girl nowadays.. 
She's grown 40cm taller and she put on almost 11 kilos after she was born.  
It was a busy two years really...

mother & daughter
She had to learn how to eat, walk, talk, climb, run, make jokes, play, learn rules such as 'don't poke a carrot into daddy's eyes', deal with human relations, how to share, etc.
She travelled to Singapore, New Zealand, Spain and she is a wonderful travelmate. 
She moved house. She started to sleep on her own in her own bedroom.
She learnt that actually she could poo and pee in the toilet instead of her nappy, but only if she wants! 
She's a cute, smiley, beautiful, gorgeous baby. 
When mummy cries, she knows how to console her by saying 'annee?' which means mummy in Turkish and by giving hugs and kisses to mummy.. 
She loves to read books. She loves to listen to the Wiggles and songs of Peppe [a Turkish cartoon character] and watch Baby Einstein. 
She tries to sommersault with the help of her parents. She is a lovely playmate... Her laugh is gorgeous.
 When she tries to attract the attention of strangers, she simply shows them her tummy and belly button :) 
She is into computers like her dad is. She destroyed various parts of her mummy's puter successfully many times. She is quite good at puzzles and she loves her baby dolls.
She is the cutest when she says: 'more?' meaning to say 'would you like another cup of tea, darling?' :) 
She suddenly starts crying in the playground after spending two hours there the very moment she gets hungry and her mummy straightaway puts her to the pram and gives her a banana and that very moment she is as happy as anything. 

Delfi breastfeeding
in Alhambra, Cordoba, Spain
She is very observant: she keeps on finding people's glasses, cell phones, bags and brings them to the person they belong to.
She loves feeding the birds. 
She knows the roads, she tells mummy which way to go sometimes. 
She is a very confident young lady. 
She can count without using the actual words. She is very musical, she follows the tune.
Just before she turned two, she became familiar with the world of saying 'no'. Everything can be a no when it means yes :)
She used to eat any kind of veggy, but now she is a teenager who loves pasta, rice and ketchup [additives and colouring free] ;)
She adores breastfeeding, and her mother is so happy that she could breastfeed for two years despite various health related problems. 
Delfina Ada is very much loved by people around her and she is a bundle of joy and happiness...
She penetrated into the lives of her parents very surprisingly but became the best surprise ever... I -as a mother- am so thankful for every second I am having with her and for her existence...
Happy birthday, my gorgeous girl...
May you shine in our lives ever...
Here is a cool and an interesting anecdote:

Delfina the chick

Delfina's grandfather ('pop' as she calls him) incubated 7 eggs from his chooks. He named each egg on one side kya, delfina, alana, shayla [his granddaughters], dania [his daughter], averil [wife] & one late egg which he named "late egg". He put a cross on the other side of each egg (apparently you have to turn them 3 times a day). Only one hatched unfortunately but here's a small but interesting coincidence. The delfina egg was the only one to hatch & it hatched on her birthday! 


May my love for you protect you from evil and badness forever 
and may you be safe and full of life energy...
I love you my li'l chick...




Gerisi burda...

Wednesday, 14 November 2012

Her derde çare: şal


Resimde pek belli olmasa da
Delfina şal yardımıyla 
belime bağlı otobüs yolculuğunda.
Bende de güvenlik kemeri takılı

Bebeklerimiz için farklı dertlere çare bir sürü ürün piyasada. Anne olduktan sonra internetten bir sürü bebeklerle ilgili araç ve eşya gördüm. Ufkum açıldı. Ama gerçekten hepsi de gerekli mi?
Mesela evde mama sandalyesi oluyor ama başka bir yere seyahate gittiğinizde kullanmak için başka taşınabilir sandalye ya da kumaştan yapılma bir sistem satıyorlar; bebekler yürümeye başladıktan sonra düşmesini önlemek için kayış satılıyorlar gibi...

Ben hep boynumda duran bir şalla bir çok işimi görüyorum. Delfina ufakken gittiğim yerlerde normal sandalyeye Delfi'yi oturtup boynumdaki şalı alıp sandalyeyle birlikte beline bağlardım.Böylece düşmesini önleyip normal sandalyeyi mama sandalyesi güvenliğine dönüştürmüş olurdum. Delfi yürümeye başladıktan sonra, düşmelerini engellemek için  kayış aldım ama  kayıştan ziyade yine şal kullanıyorum (şal her zaman boynumda ama kayışı unutuyorum işte arada). Mesela vapura biniyoruz ve korkuyorum Delfi düşecek ya da denize uçacak diye ve napiyorum? Hemen boynumdaki şalımı onun beline bağlıyorum. O şekilde vapuru geziyoruz, nitekim ne zaman vapura binsek her katı itinayla geziliyor hanımefendiyle :) Ya da arabaya bindik ama araba koltuğu yok bebeğim için. Napıyorum? Kendi emniyet kemerimi takıyorum sonra aynı uçaktaki sistemi kullanıp, şalımı Delfina'nın belinden kendi emniyet kemerime bağlıyorum. Tabi bu sistemi sadece çaresizlikten ürettim. Yoksa çok güvenli olduğunu düşünmüyorum ama benimkisi bir türlü kendini teselli. Çünkü öyle durumlar oluyor bebek koltuğu olmuyor ya da takside sorun oluyor. Ayrıca Delfi üşüdüğünde üstüne örtebiliyorum şalı ya da üstünü ıslattığında ama yanımda ekstra kıyafet olmadığında hemen kıyafetinin altına şalımı yerleştiriyorum. Ben kendim de alerjik astımlıyım ve terlemek bana hiç iyi gelmez. Terlediğimde hemen şalımı sırtımdan kıyafetimin altından aşağı sarkıtıp tenimin terimle ıslak kalmasını önlüyorum. Nitekim İstanbul çok nemli bir yer ve terlemek direkt ciğerlerimin durumunu kötüleştiriyor.  Ben salı her türlü derde deva olarak kullanıyorum. Belki sizin de işinize yarar :)
Ayrıca, şalla çok güzel oyun da oynuyoruz. Şalı  alıp, iki ucundan bir Delfina, bir ben tutuyoruz. Sonra 'salla salla' derken sallayıp birden 'dur' diyoruz, ardından sallamaya tekrar başlıyoruz. Böylece durmayı ve tekrar başlamayı öğreniyor. Ardından şalın altına giriyoruz, tekrar dışına çıkıyoruz. İp çekişmece oynar gibi, şal çekişmece oynuyoruz. Çadır yapıyoruz, ve daha neler neler :) Her derde çare: şal :)
Gerisi burda...

Sunday, 11 November 2012

Yolculuk cantasina bebek icin neler konulmali?

Bebekle seyahat etmek tek basina seyahat etmeye benzemiyor. Surekli bir seyleri öngörmek gerekiyor ve ona gore hareket etmek. Ben anne ve bebege bir butun olarak bakiyorum. O yuzden bakim cantamizin icine koydugum bazi seyleri anne-kiz olarak kullaniyoruz. Siz de bizim gibi uzun yollara cikiyorsaniz, belki bu listenin faydasi olabilir:
Delfina yollarda
  • Ates dusurucu surup: bunu kullanmamak icin elimden geleni yapiyorum, nitekim atesten ve bebegin havale gecirmesinden cok korkarim. O yuzden ne olur ne olmaz diyerekten hep yanimda bulunduruyorum. 
  • Ateş ölçer
  • Pişik için sudocrem: Umarim bu kremin ileride olumsuz etkileri oldugunu duymayiz. Olabildigince az ve gerektiginde kullaniyorum. Ingiltere'de cok sevdigim bir arkadasim sezeryan olduktan sonra sezeryan yarasinin uzerine ebenin bu kremi tavsiye ettigini ve yaranin cok kisa surede iyilestigini soylemisti. Bebeklerin o tatli popolarindaki pisikler icin de cok etkili. 
  • Karbonat (yemek sodasi): Kizimin dislerini karbonatla fircalatiyorum, ayrica karbonat cok iyi bir temizleyici ve bebek bakimiyla ilgili bir suru derde care. Disi cikacak ya da kasinan bebege cok iyi gelir. Kucuk bebekken agizda olusan pamukcugu gazli bez yardimiyla temizlemede kullanilir ve daha neler neler (bakiniz: http://pratikanne.com/2012/04/karbonat-ile-dogal-pratik-temizlik.html )
  • Beyaz sabun: Kirlenen bebek giysilerini beyaz sabun harika temizler, lekeleri cikartir. Uzun yolculuklarda cok fazla giysi tasimaktansa yanimda sabun bulundurup camasirlari elimde citiliyorum. Malum iki haftadan fazla yollarda olacaksaniz ve gideceginiz ulkede/yerde camasirhane bulup bulamayacaginizdan emin olamiyorsunuz. 
  • Kurutulmus kekik: Üşütmelerde çok faydalidir (mideyle ilgili), Cayi demlenir ya da agizda tutulur.
  • Rezene: Bebegin ve annenin gazi icin birebir. Cayini demleyip icmek hem kaliteli bir uyku getiriyor hem de bebegi de anneyi de rahatlatiyor.
  • Biberiye yagi: antibakteriyel, antimikrobiyaldir. Her turlu temizlikte kullanilir. Ben en son yolculugumuzda kan dolasimimi hizlandirsin diye, dis fircamin ustune damlatip, dis etlerime masaj yaptim. Hem de agiz hijyenini sagliyor. Hastaliktan kurtulmak ya da hastaliga yakalanmamak icin mucizevi bir bitki. Ingilizce de bosuna 'rosemary' denmiyor. Ispanya'da yoldaki cingeneler biberiye bitkisini veriyor yoldan para istediklerine (ayni bizdeki gul gibi), cunku kutsal bitkilerden biri.
  • Kolonya: Bildiginiz kolonyayi kullaniyorum elleri, tirnak makaslarini vs. dezenfekte etmek icin. Ozellikle otobusler gibi kalabalik yerlere girdigimizde ise yariyor. Yeri geliyor otellerde klozet temizliginde bile kullaniyorum kizim oturmadan once.
  • Tirnak makasi: ne olur ne olmaz. Tirnak batmalarina karsi ve uzun suren yolculuklar icin.
  • Tarak
  • Pamuk
  • Dis fircasi
  • Bebek arabasi icin yagmurluk
  • Semsiye: Ayni anda bebek arabasini kullaniyorsaniz, cok zorlaniyorsunuz semsiyeyi tutmak icin ama sagnak yagan yagmurlar icin pek ideal.
  • Bebek bezi: Her ulkede arzu ettiginiz bebek bezini bulmak zor. Tedarikli gitmede fayda var. Nitekim Delfi'nin poposu cok hassas, her bebek bezini kullanamiyorum. Ve isin ilginci yurtdisinda Prima'nin premium care markasini kolayca bulmak hemen hemen imkansiz. 
  • Kis aylari icin:
  • Taze zencefil: Olur da her yerde bulamam diye yanimda tasiyorum, oksuruge, bogaz sisligine cok iyi gelir. Kaynatilip icilir, sicak su bulunamazsa, kucuk bir parca agizda tutulur. Balgamli oksuruge sifa oldugu vakidir. Bebege verilemezse, emziren annenin icmesi ve bu yolla bebege ulasmasi cok sifalidir.
  • Sinus rinse kit:  Eczanelerde satiliyor, burun tamamen tikandiginda cok faydali. Cocuklardan cok buyuklerde kullaniliyor. Ama cocugunuz hic bir sekilde nefes alamiyorsa, gerekli bir arac. Malum ucaga binmeden once burnun acik olmasi gerekiyor, kulak travmasi gecirmemek icin.
  • Deniz suyu: Tikali burunlari acmak icin. Eczanelerde bebekler icin Otribebe marka satiliyor.
  • Burun aspritoru: Kullanmak istemedigim baska bir arac (burnun icini asiri kurutabiliyor). Ama nolur nolmaz diye yanimda kullanmasam da tasiyorum. 
  • Viks: Hakkinda cok farkli rivayetlerin oldugu bir urun. Yani kimisi der cocuklarda kullanmayin, kimisi kullanin der. Hatta o ki bir sehir efsanesine gore bebeklerin ayaginin altina azicik surerseniz bebeginiz tum gece araliksiz uyur. Delfi 22 aylikti denedim ve gercekten uyudu. Hos bu ya bir tesaduf ya da gercek bilemiyorum ya da viks sirketinin pazarlama bolumunun ortaya attigi bir olay. Ama Delfina'nin iki gece sonra normal uyku bolunmeleri geri geldi. Ben usuttugumu hissettigimde ayagimin altina surerim ve bana hep iyi gelir. Malum emziren bir annenin kendine iyi bakmasi gerekiyor cunku sutumden bebegime geciyor hersey. 
  • Yaz aylari icin:
  • Citronella ve okoliptus yaglari: Bunlari sineklere karsi kullaniyorum. Delfina'nin kiyafetine ya da mendillere bunlardan damlatiyorum ki sinekler uzak dursunlar. Normalde lavanta da kullaniliyor ama Delfina'nin ve benim lavanta alerjimiz var. O yuzden yanimda tasimiyorum. 
  • Tea tree yagi: Sinekler isirdiginda lavanta ve biberiyeyle karistirip isirigin ustune suruyoruz.
  • Gunes Kremi: Kullanmiyorum normalde onun yerine 50 faktorlu mayo giydiriyorum, gunes isinlarinin dik geldigi saatlerde Delfi'yi disari cikartmiyorum. Ama Yeni Zelanda'dan zinc bazli bir dogal gunes kremi aldim. Cricket oynayan sporcular saatlerce gunes altinda kaldiklari icin yuzlerine zinc suruyorlar. Asiriya gitmiyorum ama yanimda bulunduruyorum, olur da gunes altinda durmamiz gerekirse diye/.
  • 50 faktorlu mayo
Eglence icin:
  • Cok fazla oyuncaga gerek yok, hatta hic yok. Cocugunuzun evdeki oyuncaklarini ozlemesi hatta daha iyi bile! Ama onsuz uyuyamadigi bir oyuncagi varsa, ya da hani birbirine gecen farkli renklerde kupalar var ya. Iste onlardan cok iyi yol arkadasi oluyor hem sahilde hem otobuslerde vs. Icine farkli kucuk malzemeler saklayip oyun oynuyoruz.
  • Boyama kalemleri ve defterleri
  • Balon
  • stickerlar
  • sisme plaj topu: yaz kis ise yarar, tasimasi hafiftir.
yollarda uyurken
Yemek icin:
Mutlaka yaniniza bebeginizin sevecegi birseyler alin. Bebeginiz yolda huzursuzluk yapiyorsa ya da agliyorsa, bilin ki ya aç ya da uykusuz. Bebeginizi sizden daha iyi taniyan biri yok, o yuzden yaniniza mutlaka bebeginizin sevecegi birseyler almakta fayda var
  • Evden yola cikmadan once, mesela ben sutlu pogaca [1kg. un, 1 corba kasigi kuru maya, 1 cay kasigi tuz, 1 corba kasigi seker hepsini karistirip  1/2 bardak sivi yag ve 1 bardak ilik sutu ekleyip hamur haline getirin, bekletin ve ic malzemesiyle pogacaniza son seklini verin]  yaptim. Yemesi kolay, yolda iyi oluyor, bebeklerin pek bir sabri yok nitekim acliga. 
  • Muz: Hangi ulkeye gidersek gidelim en buyuk kurtaricim. Ayrica sinek isiriklarina karsi muzun ic kabugunu surmek faydali.
  • Mandalina: soymasina izin verirseniz, bebeginiz uzun sure onu soyup yemekle vakit geciriyor
  • Su
Bizim listemiz bu, belki sizin icin de faydali olur..
Mutlu yollar ~~




Gerisi burda...

Friday, 9 November 2012

Delfinam'la Ispanya yollarinda..

Delfina dogdugundan beri izmir-istanbul arasi mekik dokuyoruz ama en son Delfi 13 aylikken uzun yola cikmistik Yeni Zelanda ve Singapur'a gitmek icin. Simdiyse Delfi 23 aylik ve biz ispanya'dayiz. Babamizin surekli is seyahatleriyle bizi birakmasindan biktik, biz de pesine takildik. Malaga, Motril'de Almanlar'a ait bir oteldeyiz su an ve hazir Ispanya'ya gelmisken Almanca ogreniyoruz :) Yolculugumuzu anlatmamizin nedeni bebegiyle yurtdisi seyahati yapacaklara bizim maceralarimizin yol gostermesi umuduyla...

Delfi daha tam 2 yasinda olmadigi icin ona ayrica ucakta koltuk almamiza gerek yoktu, yine de tabi 100TL gibi bir rakam odendi. Ama artik Delfina cok buyudu ve benim kucagimda kemere baglanmak istemiyor. 


Iberia Havayollariyla geldik Madrid'e ve ucak cok dolu olmadigi icin yanimizdaki koltugu rahatca kullandik. Iberia yolculuga biz basladiktan sonra resimde gorunen uzerine cizilip silinebilen bir oyuncak hediye etti. Delfi'ye ozgu bir menu yoktu ama normal buyuk menusunden verdiler ona da. Bir de yan koltuklarda cok hos cocuklu bir ispanyol aile vardi, Delfi cok eglendi yolda. Yalniz Delfi'nin annesi yola tabii ki hazirlikli cikti yola, yanimiza resim yapmak icin, defterler, boyalar vardi. Ama Delfina en cok annesinin yanina aldigi kirmizi kendinden yapiskanli noktaciklarla oynadi. Bundan daha once de bahsetmistim, ama resimlerle bu oyundan yine bahsetmek istedim. Kirmizi noktalari once kendi yuzume yapistiriyorum, ardindan Delfina'ya 'burnum nerde' diyorum, o burnumdaki kirmizi noktacigi aliyor ve ben onu onun kendi burnuna koymasini istiyorum. O da oyle yapiyor. Bu vucudumuzun diger organlarina da yansiyinca cok zevkli ve bol kahkahali oluyor.  Bu oyun cocuklarda el-goz koordinasyonlarini sagliyor ve organlarin adlarini kolayca ogrenmesini sagliyor. Yan tarafta oturan aile de ona organlarin ispanyolcasini soylediler, ve cok eglendik. Benim ve Delfina'nin yola cikarken burunlarimiz tikaliydi, ben de bir panikle eczaneden abimin tavsiyesiyle sinus rinse kit diye bir sey edindim (bayram gunu biz eczane nobetci eczane bulamadik ama Fatos Ablamiz her zamanki gibi imdadimiza yetisti, insanin hayatinda boyle harika insanlar olmasi tarifi mumkunsuz bir his..) Havalimaninda siseyi suyla doldurduk ve kucuk sasenin icinde bulunan karbonati sisenin icine ekledik. Sonra burnumuzu bununla iyice yikadik [bunu burun acildiktan sonra surekli yapmamanizi tavsiye ederim zaten cocuklarda bir buyuk yardimiyla ve cok az kullaniliyor, buyuklerdeyse 1 en fazla iki kere derim ayni gun icinde]. Malum burun tikali oldugunda ucus esnasinda olusan basinc farkliligi kulakta ciddi agrilara neden oluyor. Bunun icin ucus esnasinda burnunuzun tikali olmamasina dikkat etmek gerekiyor ve inis ve kalkislarda burnu tikali olan bebeginizi emzirmek en buyuk ilac. Bunun haricinde yani emmedigi anlarda ben de tum agzimi acarak Delfina'nin agzini acmasini ve boylece basinctan olusan kulak sancisini engelletmeye calistim. Ayrica emzirmiyorsaniz, cocugunuzun agzina cigneyebilecegi seyler vermek de cok onemli. Yeni doganlar inis ve kalkislarda hep aglar dikkat ettiyseniz, eger anne emzirmiyorsa o sirada. Nedeni de basincin kulaklara yaptigi baskidir. Eger bebeginiz uzun sureli emmiyorsa ya da emdirmiyorsaniz; o zaman mutlaka agzinda cigneyebilecegi bir yiyecek verin. Ben emmedigimiz zamanlarda Delfina'mla agiz acmaca oyunu oynuyoruz; nasil mi? Agzimizi sonuna kadar aciyoruz ve 'aaaaaa' diyip, guluyoruz :))

Yanima mandalinalar ve muz almistim, bunlarda ucaktan sonra metroyla otele giderken cok iyi oldu, cunku cocuklarin ve hatta buyuklerin ellerinde ve agizlarinda oyalanacaklari bir sey oldugunda pek de soylenmiyorlar malum :) Bir de mandalinayi soyup eline vermektense, butun olarak veriyorum ama bir yerden soymaya basliyorum. Delfina bir sure mandalinayi soymaya calisiyor, sonra da yemeye ve bu ayni bir oyun gibi ilgisini baya bir sure cekiyor. Daha sonra da mandalina kabugunu elime ovusturup koku vermesini sagliyorum ve bunu Delfina'ya koklatiyorum. Boylelikle hem eliyle, hem gozuyle (koordinasyon) hem de burnuyla bir sey yapmis oluyor.

Ispanya'da cocukla gezmek


Oncelikle, birkac ilk yasadik, onlari paylasmak istiyorum. Pazar sabahi 7'de Madrid'i dolasmaya basladik ve hava 5 dereceydi, ve ben TR'nin sicagindan birden 5 dereceyle karsilasinca bir dondum kaldim. Yolda acik bir cafe bulduk ve ordan devasa boyutta ama enfes bir sicak cikolata aldik.

Delfi'nin ilk sicak cikolatasi, soguk bir Madrid sabahi

 Ben Delfina'ya seker vermiyorum ama hava o kadar soguktu ki Delfina'nin o sekere en az benim kadar ihtiyaci oldugunu dusundukve Delfi ispanya'da 28 Ekim 2012 itibariyle ilk sicak cikolatasindan bir yudum icmis oldu, iki kere de kremasindan yedi, ama sonra istemedi ki bu iyi bir sey oldu.
Ikincisi, babycentre'dan ben hamileyken haftalik epostalar gelirdi, bebegimin gelisimini takip etmem icin, Delfi dogduktan sonra aylik gelisim rehberi yollamaya basladilar ve bu ayki rehberde bebegimin bu yas itibariyla 3 kelimelik cumle kuruyor olmasi lazimmis, ama bizim tatli cadi kurmuyor ki bu normal diye dusundum cunku hem iki dilli buyuyor hem de arada bir araya farkli diller sokan manyak bir annesi var. Ama Delfina bize 29 Ekim hediyesi yapti ve soyle bir diyalog gerceklesti:
Anne: Delfina, do you want to go to the playground?
Delfina: No, I don't

Babasiyla, dedigi seye inanamadik :) Hadi bakalim, demek ki kizimiz buyuyor ve ogreniyor.. Herseyin zamani var.
Ucuncusu, Delfina icin ilk kez sehir ici bir otobuste bilet odedim. Otel'den [Robinson Club] Motril'e gittik ikimiz ve sofor onun icin de otobus parasi odemem gerektigini soyleyince inanamadim. Nasil yani 2 yasinda bile olmayan bir cocuk icin otobus parali! Ispanyollar ciddi maddi krizdeler!
Delfi Motril'de bir parkta
Parktaki ilginc oyuncaklardan

Delfina'yi Motril'deki buyuk bir parka goturdum Latin Amerika'dan getirilmis ilginc bitki turleri ve agaclarla cevrili, ama sanirim Ekim sonunda oldugumuz icin midir nedir Malaga taraflari pek bir ölü şehir modunda. Ingiltere'deyken Malaga'nin her daim cook sicak, sahilleri dopdolu, sirin bir yer oldugunu dusunurdum ama hic de oyle degil. Ispanya'ya geldigimizden beri hava cok soguk. Moda, istanbul bugun 25 dereceydi, burasiysa 15 derece bile degildi ve yagmurlu :( Biz gercekten elimizdekilerin kiymetini pek bilmiyoruz TR'de. TR'de yasarken surekli elestiriyor insanlar yasadiklari ulkeyi, ama bi de cikin baska bir yerlere, hemen 'aman ulkem canim ulkem' oluyor durum :))
Ben dogal olarak oksurmeye basladim, ama Delfina'yi bol bol emziriyorum bagisikligi guclensin diye. Bir de Almanlara ait bir otelde kalmanin faydasi su oldu, sabah kahvaltida koca bir surahi var ici taze zencefille kaynatilmis suyla dolu, diger bir surahide cimenlimonu (?) [lemongrass] suyu, bir kavanoz harika bir bal, ve bir kase limon. Sabahlari bunlari karistirip 2-3 bardak iciyorum, sonra bir parca zencefili de agzima alip saatlerce ceviriyorum. Bu bana cok zindelik verdi ve oksurugum azaldi ama cogalmadi. Delfina'ya bunlari direkt olarak vermesem de biliyorum ki sutumden ona geciyor. Sut demisken, dun otobuste bir ispanyol hanimla ben hic ispanyolca bilmeme ragmen iyi anlastik, dertlestik, cunku kadin dogasi her yerde kadin dogasi. Hanim da 4 yasina kadar cocugunu emdirmis, ve biraktirmak zor olmus, 'anne nolur emeyim' diye yalvarmis hep cocuk daha sonrasinda. Ama otobusteki hanim, bana o kadar kadinligi ve emzirmenin dogasini anlayan gozlerle bakti ki, belliydi kendinin de o gunlere bir anda hayalinde geri gittigi... Emzirmek harika ve cok kutsal bir bag.. Ve kadin, kadinin halinden anlar, Turk olsun, ispanyol olsun, Afrikali olsun.. kadin her yerde kadindir..

~

Bizim adetlerimizde cocuklari hava soguksa cok giydirmek gibi bir adet vardir, ama cocuklari cok giydirirken bence terletmemek onemli. Bence soguk degil, ter en onemli dusman. Evet hava soguk ama biz bugun bir ara hava sicakkene sahilde kumlarla ve denizle oynadik. Onu giydiriyorum ama dikkatli olmaya calisiyorum. Hava birden sicaklar gibiyse ustundeki katmanlari cikariyorum. Su ana kadar cok sukur pek bir sıkıntımız yok. Umarim gezimizin kalan kismi da guzel gecer..

not: yazi 29 Ekim'de yazildi ama bloga konulmasi zaman aldi..
Bu resmi neden koydum?
Kaydiragin ustunde yazan
'accion, revolucion' yazisindan oturu.
Gerisi burda...

Saturday, 20 October 2012

Pek de bilinmeyen bir kasır: Aynalıkavak Kasrı

Istanbul'u bebeginizle gezmek ve huzur almak istiyorsaniz; cocugunuzda simdiden hem muze gezme kulturu olussun hem de cocuk yesillikler icinde oynasin diyorsaniz Istanbul'un kasirlari bu is icin bicilmis kaftan :)
Istanbul'un daha onceden hic de gitmedigimiz bir yerine gittik bu sefer: Kasimpasa'da bulunan, pek de kimselerin bilmedigi Aynalıkavak Kasrı'na. Ufacik bir kasir ama kesinlikle gormeye deger! Cok huzur verici bir atmosferi var, hele Halic'ten kasra uzanan o sonbaharin ne terleten ne isitan yandan yandan gerdan kiran gunes isinlari... kesinlikle huzur verici.. Ayrica rehberin dediklerini yanlis hatirlamiyorsam TR'nin ilk muzik enstrumani muzesi de kasrin en alt katinda bulunmakta. 
Delfina ve Temmuz, Aynalıkavak Kasrı'nda findik fistik yerken
Nasil gidilir? : Sehirhatlarinin Halic seferini yapan vapurlarina binip [saatte bir kez var vapurlar] Kasimpasa iskelesinde inip yuruyebilir, ya da iskeleden kasra kisa bir taksi yolculugu yapabilirsiniz. Ya da benim gibi vapuru son anda kacirirsaniz Karakoy'den taksiye atlayip gidebilirsiniz. Lakin sadece su taksicilerin ahlakli olanina denk gelmek zor oldugu icin, benim kulustur telefondan vazgecip yerine icinde harita, GPS gibi bir yolgosterici ozelligi olan bir telefon alabilirim ki taksici benim yolu bilip bilmedigimi once anlayip sonra beni ayni yerde daireler cizmek suretiyle kandirmasin. Bir de Taksim'den o yone giden otobusler var. 
Biz bir suru aksilikler silsilesinden oturu kasra biraz gec varip, sevgili Senem ve Temmuz'u birazcik orda beklettik, ama umarim ki beklemek icin en keyifli yerlerden birindeydiler istanbul'un :) Keske kasri daha cok bilen olsa, orda daha cok etkinlikler duzenlense. Yurtdisinda [ister Dogu'da ister Bati'da], kulturlerini yasatmak adina oranin halki, tarihi onemi olan belli gunlerde geleneksel kiyafetler giyip tarihi mekanlarda eski zamanlarda insanlarin nasil yasadiklarini gosteriyorlar, torenler yapiliyor. Neden bizim ulkemizde de olmasin? Hem tarihi mekanlara daha cok sahip cikilmis olunur, hem de cocuklarda ve buyuklerde tarih bilinci olusur. Eee malum bilinir: 'gecmisini bilmeyen gelecegini bilemez' --->tesaduf odur ki google'dan bu sozu kim soylemis diye baktim, Osmanli Devleti'nin fikir babasi Şeyh Edebali imis. 
Kasra girince duvarlarinda hatla siirler yazildigini goreceksiniz, keske rehberler o siirleri biz Osmanlica okuyamayan, okusa da anlayamayan genclige soyleseler.. Siir bu, ruhumuza ruh katar...
Keyifle gecen dakikalarin ardindan ordan ayrildik, yerde tarihin suskunluguyla yatan sonbahar yapraklari, bizim kizlarin basinda Senem'in aldigi bandanalar.. Kafamiz serin ayrildik, Halicin kiyisinda gecen bir maceranin ardindan...
***
Delfina buyuyor, yollari ona daha zevkli hale getirmeye calismak icin yanimiza boya kalemleri ve boya defteri aliyoruz. Yolda onlari karaliyor. Artik Delfina yuvarlak, kare ciziyor. Hatta harf benzeri sekiller yapiyor, e, p, d gibi. Delfina'nin yaratici gucunu ortaya cikartabilmek icin ben ona yazi, harf vs. gostermiyorum. O kendi ozgur calisiyor. Ama isin ilginci okudugu kitaplarin etkisi midir nedir, harf de ciziyor kendisi. Sanirim dedikleri dogru bebeklerin beyni sunger gibi, degdikleri her yerdeki bilgiyi emiyorlar.  Ayrica yanimiza kucuk yapiskanli noktaciklar aliyoruz [kirtasiyelerde bulabilirsiniz, farkli renklerde noktaciklar, yani puantiyeler, kendinden yapiskanli]. Mesela onlari once vucudumun farkli yerlerine yapistiriyorum. Ardindan mesela burnumda mi diyerek, onun o puantiyeyi burnumdan almasini sagliyorum. Sonra o aynisini kendi burnuna yapistiriyor. Ayni seyi farkli organlarda devam ettirdikten sonra herhangi bir yere onlari siralayip, sekiller yapiyoruz: ucgen, kare gibi. Bu aktivite cocuklarda goz-el koordinasyonunu gelistiriyor. Yollarda iyi eglenceler!
Gerisi burda...

Friday, 7 September 2012

Ev yapimi parmak boyasi ve Delfi'nin yaptigi ilk dogumgunu karti

Ev yapımı aktivitelerimize parmak boyasını da ekledik :) Çok eğlenceliydi, kesinlikle tavsiye ediyorum. Gidip içine ne koydukları belirsiz boyaları almayın, bu parmak boyaları şahane ;)
Delfi mama sandalyesinde, parmak boyasini hazirlarken
preparing her finger paint in her high chair
Öncelikle ağzı kapaklı cam ya da plastik ufak boy şişeler hazır ederseniz, çok pratik olur diye düşünüyorum. Çünkü vereceğim tariften bol bol parmak boyası çıkıyor ve de kapaklı bir şişeye / kaseye konulursa daha sonra da kullanılabilirsiniz.  Bendeki tarifin yarısını yapmama rağmen, 3-4 çocuğa yetecek boya çıktı. Delfina hanım da bol bulunca boyamı kağıda, kağıt mı boyaya battı bilemedim ;) Çılgıncaydı ama zevkli  :) Yalnız bizim kadar çılgınca heryeri boyarsanız [saç, sürat, bacaklar, kollar] ardından bir banyo faslı gerekecek.


Mama sandalyesi ya da balkon bu iş için en harika yerler. Aktivite balkonda yapılacaksa, öncesinde bulaşık deterjanını döküyorum balkon zeminine, veriyorum Delfi'nin eline saplı fırçayı. Köpük köpük yapıyor her yeri ve çok eğleniyor. Hatta bu bile sıcak yaz günlerinde başlı başlına bir eğlence ;) Balkonda yaparken yere kocaman kağıtlar seriyorum, özgürce boyuyor [büyük boy kağıt bulamazsanız, A4'leri arkadan bantlayarak birleştirebilirsiniz]. Mama sandalyesindeyse A4 boyu kağıtlar [bir yüzü kullanılmış kağıtları, geri dönüşüme atmadan önce Delfina için saklıyoruz. Yeni A4 kağıt kesinlikle vermiyorum. Dünya'daki ağaçlar pek kıymetli ve ben bu konuda çok hassasım] kullanıyoruz. Tarife gelince:


- 1 kupa mısır nişastası
- 1/2 kupa soğuk su [çeşme suyu]
-2 kupa sıcak su
- 1/4 kupa rendelenmiş sabun [ [arzuya baglı, çocuğunuzun malzemeyi ağzına koymasından endişe ederseniz kullanmayın derim. Ben bildiğimiz beyaz Haci Şakir sabun kullandım]
Aktivite önlüğü giydirmeyi unutmayın ;)
- Ana renklerde gıda boyası

Mısır nisastası ve soğuk su, çatal yardımıyla cam bir kasenin içinde karıştırılır, ardından sıcak su eklenip, karıştırılır. Topaklanmalar ortadan kalkınca, içine biraz sabun rendeledim. Sonra malzemeleri farklı kaselere koydum ve içlerine farklı ana renklerde gıda boyalarını ekledim. Ara renkleri malumunuz ana renkleri birbirine karıştırarak elde edebilirsiniz. Geri kalanını da ağzı kapalı şişelerde / kaselerde saklayabilirsiniz.
Delfina'yla parmak boyasını Oyun Evim TV'de gösterdik. Bizi izlemek icin, lutfen tiklayin.

*Ayrıca yoğurdu küçük kaselerin içine koyup, biraz gıda boyasıyla karıştırıp daha yoğun kıvamlı boya da elde edebilirsiniz. Gıda boyası kullanmak istemeyenlerse doğal baharatlar, malzemeler kullanabilirler. Mesela sarı renk için toz zerdeçal çok iyi sonuç veriyor.


Delfi'nin ilk hazirladigi dogum gunu karti
Bu resim ayrıca 21 ay boyunca emzik emmemiş kızımın,
 iki yşsa yakınlaşmayla birlikte emzik emişinin  kanıtıdır..
Delfina'nın parktan arkadaşı İnci'nin doğum gününü kutladık parkta, doğum gününden bir gün önce yine birlikte parmak boyası yapıp, İnci'ye bir doğum günü kartı hazırladık ;) Tabi ben de üzerine yazıyla doğum günü mesajını yazdım, ama kızım parmaklarını konuşturdu kartta ;) Bundan daha değerli ne olabilir ki ;)




Home-made finger paint:

We prepared finger paint today:

- 1 cup of cornflour (in US cornstarch)

- 1/2 cup of cold water [tap water]

- 2 cups of hot water

- 1/4 cup of soap flakes [optional]

- Food colouring

Easy peasy: mix cornflour and cold water and then add hot water. Carry on mixing. Add soap flakes, if you don't think your child might try to eat it. Put the mixture in separate containers with lids. And add a different colour of food colouring to each container.  That's it. Delfi also prepared a birthday card for her friend from the playground with fingerpaint and of course I wrote a birthday note on the card as well ;) It's a fun activity! The best places are balconies / verandas or highchairs for this activity. Cos it gets quite messy and Delfi definitely needed a bath after that ;)
Thanx Aunty Dania for providing the recipe ;)
Gerisi burda...

Turistler Kariye yollarinda...

Kamerali paparazzinin olmadigi bir donemde
Mozaik usulu paparazzi. Olaganustu ;)
Muzeye giderseniz cok daha ilginclerini gorebilirsiniz ;)
Yine Temmuz+Delfina, Senem+Esra dörtlüsü yollardaydik. Yolda bol bol yabanci turist sanildik.. Sanirim Turk halki iki cocuk, iki bayan sekilde eski sehri gezmeye calisan annelere pek de aşina degil :(
Once Eminonu otobus duraklarinin orda bulusup, 36E'ye binip Edirnekapi duragina guzel klimali bir otobus yolculugu yaptik. Indikten sonra 'Kariye Muzesi' levhalarini izleyerek, kolayca muzeye gittik. Bol turistli, kucuk bir klise Kariye. Muzenin yollari bebek arabasina uygun. Biz bebek arabalarini muzeye sokmaktansa, giselerin orda birakip yola yayan devam ettik. Bu arada muzekart sahiplerine muze ucretsiz, hatirlatayim. 
O olaganustu ikonalari gormek icin yukari bakmaktan insanin boynu hayli bir agriyor. 
Temmuz ve Delfina
Arkalarinda Kariye Muzesi
Kariye Parkindayken
Muzenin ortasina bir yatak atmak gibi bir fantezi gelistirdim ordayken, olsa ne harika olurdu ;) Bir de acaba mozaikleri gece gormek nasil bir sey olurdu, yaldizli parcalar nasil da isildardi?.. Muze guzel ve kucuk, o yuzden bizim iki yas cagindaki iki bizdik huzursuz olmadan, muzeyi bitirdik. Sonra hemen muzenin altinda yeni acilmis oldugunu dusundugumuz Kariye Parki'na gittik. Oyun parki, kopruler, yesilliklerle, akan suyla yapilmis sirin ve guzel bir park. Hem ogle yemegimizi orda yedik, hem de bizdiklar parkta oynadilar. Sonra ara sokaklardan Balat'a indik. Harika mimarisi olan eski konaklar, eski yikik-dokuk kliseler, kucuk fabrikamsi mekanlar, sokak aralarinda oynayan cocuklar. Bir sey ilgimi cekti, cop kutulari mahallelerin cok eskiydi. Istanbul'un heryerinde modern cop kutulari var benim gordugum, ama o mahallelerde eski usul metal cop kutulari. Istanbul'un icinde binbir yuz istanbul var.. Gezen farkli yuzleri bir bir goruyor...
Muzede cocukla gezmek boyle
 bir sey iste ;)

Ardindan Eminonu'ne gidip harika bir alisveris seansi yaptik, bizimkilere oyun hamuru ve parmak boyasi yapabilmek icin gida boyalari aldik. Tchibo'da suan 12 TL'ye satilan silinebilir boya kalemlerinin aynisini 5.50TL'ye aldik. Bir de bir sonraki bulusmamizda kullanmak uzere ucurtma aldik ;) Guzel bir cay molasiyla gune ferahlik katip, kesif dolu keyifli bir gunun verdigi mutlulukla ayrildik...

Gerisi burda...

Tuesday, 28 August 2012

Hayatta her sey birbirine baglidir..



Delfi 13 aylik, bir nehre ilk girisi, biraz tedirgin
Yeni Zelanda, Northland

Ben kendimi bildim bileli ütü yapmam. Direkt ben de askılara aşarım, öyle kururlar. Sonra da dolaba. Gömlekler için özellikle dediğim. Ama mutlaka tüm çamaşırlar güneş görerek kurur, bu bakterileri vs. öldürüyor. Hijyen sağlamış oluyor. Güneşe bakan bir balkonum olduğum için şanlısıyım. Olmayanların ütü yapması tabii ki mantıklı. Bir de TR'de kurutma makinasının varlığını anlayamıyorum. Yılın çoğunluğu güneşli geçen bir memlekette neden insanlar çevreye zararlı kurutma makinası almaya çalışıyorlar, anlayamıyorum. İngiltere gibi ülkelerde çamaşır kaloriferin üstüne aşsan bile günlerce kurumuyor. Adamlar tabii ki kurutma makinasını icat etmiş, ama TR'de ne gerek yani? Ütü bildiğim kadarıyla da elektriği en çok  çeken alet. Şunu bilmemiz lazım: hayatta her şey birbirine bağlı. İnsanlar elektriği çok tükettikçe, hükümetler yeni elektrik elde edebilecekleri yöntemler, uygulamalar arayacaklar. Ve bunlar da genelde HES'ler, uranyumlar vs.. vs.. Dünyanın can damarı olan sular hapsediliyor, elektrik üretilebilmesi için. Sular özgürce akamıyor, dünyanın dolaşım sistemi bozuluyor. Vücudunuzda kanın akmadığını düşünün belli bölgelerde, ne olur? Dünyanın da kanı olan suyu akamıyor. Çünkü ordan gelecek olan enerji bizim bazen çarçur ettiğimiz elektriğe dönüştürülmesi için kullanılıyor. Ben ütünün, kurutma makinalarının ciddi sonuçlar doğurduğuna inanıyorum. İnsanlar doğallıktan çıkıp, öyle yapay bir dünya üretmişler ki, bedenimize giydiğimiz kumaş parçasının fonksiyonu önemli değil, hangi marka ve kırışık olup olmadığı önemli..
Önemli rica: İlk cümlemi tekrarlayıp, bir de ilave yapıyorum: Ben kendimi bildim bileli ütü yapmam.Nolur artık garipsemeyin, ben böyleyim...
Çok kafa ütüledim galiba.. Susup bir nefes zamanı..
Sevgiler~~~


Yenı Zelanda'da ozgurce akan bir nehir
Gerisi burda...

Saturday, 25 August 2012

Life is a box of chocolate

Today it's been two years since we moved from Birmingham to Istanbul. We moved from one city whose symbol is a bull to a district in Istanbul one of whose symbols is also a bull ;) Life is indeed 'like a box of chocolate' ;)  You really never know what you'll get. Before we decided on this district of Istanbul, we had to look for houses in 21 different districts and we ended up in the one with a bull!!!
Ozgurluk Park, Istanbul. First day of bayram
Delfina seems to be very content with her life in Istanbul. She spends her mornings with lots of kids in a playground / park nearby. And we come home for a noon nap and lunch, meantime she plays with her toys at home and then again out to feed birdies and play with a ball with some other kids or ride on her new scooter. Unless her mother instead took her to a gallery, museum or for a ferry ride ;)
She is a big girl now. She has most of her teeth out except for the last ones at the back. She started sleeping in her own room last week Friday. It was a big step. Arranging a video chat with her Kiwi grandparents and exhibiting her room to them and showing her room whenever a friend came to visit helped this process a lot, methinks. She has her slide, tent, chest of drawers [every drawer of which I am intending to paint a rainbow colour], her toy boxes are now all in her room ;) Her books are in the bottom shelves of our family bookshelves ;) So I guess, the moving process is over and we are 90% settled. There is still stuff to buy for the house, but nothing comes easy... or let's say time settles you back in ;)
exploring the world on her own
We gave lots of balloons away to the kids in the playground last weekend, because it was bayram [religious festival time, like Xmas when family members get together, people visit each other and exchange pressies]. I keep on teaching Delfina to give or to share but when she finds out that she can't straight away borrow other kids' toys or bicycle, she gets angry. For instance, whenever we go out to feed the birds, I buy a pound of bird food and give it to all of the kids there to feed the birds together and it is fun ;) But when Delfi wants to go and pick a handful birdfood from other kids, I keep on telling her that she needs to ask permission. Unfortunately not everyone is willing to share the whole pack with other kids :( And she gets upset. When we gave balloons away on Monday, she was ok to share her balloons until a boy did not want to give his toy truck to Delfina. Then she changed, and started to cry not to give any balloons away. Well, I did not force her afterwards. I guess bringing up a child with communist ideals in a non-communist environment is difficult.

playing with her best playmate Alexia
Have you ever realised how many 'social rules' you need to teach to your kids? I don't necessarily believe in teaching her some of the rules but I  have to teach her so that she does not experience any nasty reaction from other people. In a Turkish TV series that I watch, a kid tried to get some figs from an old and grumpy man's garden. Finding out that kids were 'stealing' his figs, he started shouting and tried to teach the kids a lesson. Later on, when the main kid's mother told her not to 'steal' anything from anyone, he said 'what did that old man do to ripen those figs? Did they ripen in his hands? Why can't I eat them?' It is true. Modern  societies all around the world have rules: we own stuff, we buy and sell. Doesn't it come to one's mind that the whole story of ownership is completely random. Who is the first owner? People sell and buy and declare everything on their land belongs to them. As Delfina is getting closer to her age 2, she started developing the whole sensation of 'it belongs to me and you can't touch it' or 'it is MINE'. For the last ten days or so, she has liked to share other kids' stuff but has not liked to share her 'own'.
maybe we gave up to 50 balloons away on the bayram day ;)
 It is true that for the first half of your life you learn stuff, you look at the world to discover and then when things commence to become mundane and daily, I think the best thing to do is to have a child and then you start questioning the world from scratch again ;) It is really making me tired dealing with this 'sharing' business. But this is a stage of her growing up and it will pass. I know. It is unbelievable how time passes. It is like yesterday I was working at Birmingham Conservatoire with my wonderful colleagues and today Delfi is 21 months old. And next time I open my eyes, I guess she will be celebrating her 21st birthday somewhere in the world! 
with her sleepmate :)
She doesn't talk yet but she can express herself very well. And she is doing her best to imitate sounds in English, Turkish and Korean.. She loves Korean kids songs ;)
http://kr.infant.kids.yahoo.com/infantzone/index.html?service=song&mode=sublist&cate_no=110&sort=latest&endpg=8&pg=7
 She loves music and to dance. I guess it's got to do with the fact that I spent my first months of pregnancy at Birmingham Conservatoire ;)) 'Life is like a box of chocolate' and really you don't know what is to come. Learning about the existence of Delfina was absolutely  a delightful taste.. My little friend is growing up so quickly... Hope she and all babies in the world have a green, just, peaceful and healthy life...

Gerisi burda...

Tuesday, 21 August 2012

Yine bebek arabasi uzerine

Bizde mamas and papas urbo modeli var. Evet cok rahat bir araba, ama ingiltere'ye gore dizayn edilmis bir araba. Lastikleri Turkiye yollarinda cok cabuk asiniyor [ki garanti kapsaminda degistirdiler hepsini disari ciktik 15 dakika sonra lastiklere bir baktik yine ayni sekilde asinmaya baslamis], ve ingiltere'nin soguguna gore dizayn edildigi icin yazlari icin chicco caddy'i aldim, tatil yerlerinde daha rahat ederiz diye. Esasinda Mamas and Papas'tan memnunum. Cok konforlu. Isterseniz konuyla ilgili bir yil once yazdigim yazima bir bakin:

Son iki yildir bebek arabamizla girmedigimiz yer kalmadi. Urbo modeli sehir yasami icin cok uygun, uyudugunda tam bir yatak haline donusuyor ve cocuk rahatca uyuyor. Tramvayda her yerde, arabanin eni tam sehre gore yapildigi icin bebek arabasi her yere sigiyor vs vs.. Bebek arabasiyla sehir hayatinda nasil basettigimizi okuyabilirsiniz. 

Delfi'nin bebek arabasinda huysuzlandigi bir an, yine yollarda

Ama inanin simdiki aklim olsa kesinlikle hafif ve arkaya tam yaslanan bir bebek arabasi alip gecerdim. Mamas and papas gibi  bir bebek arabasini taksiciler katlamayi bilmiyor, mamas and papas urbo 9 kilo ama sanirim diger arkaya tam yaslanan ucuz arabalardan daha hafif olanlari var. Bir de bissuru aparati, yok anakucagi var. E simdi Delfi buyudu ve evde yayinti valla. Bebeginiz kucukken cok ozeniliyor bu tarz guzel arabalara ama yazik gercekten. En guzeli hafif, basit, Akdeniz ulkeleri icin uretilmis bir araba almak. 
Bir de satici [Hasim Iscan'da Korkmaz Ticaret] satarken bakin celik ve deriden bu araba, digerleri gibi plastikten degil demisti ama deri olan kismi iki yila yakin bir kullanma sonucu [esasen gunesin yipratmasi sonucu - malum ingiltere'deki gunes TR'deki gibi yakmiyor, sadece okşar gibi yapiyor] deri atmaya ve parcalanmaya basladi. O kadar da kalin bir deri degilmis. Simdi gotursem yine garanti kapsaminda birsuru laf dinleyecegim, o yuzden pek niyetli degilim. Ben de bir şal sardim o kisma. Bir de en alttaki esya tasima filesi bri seferligine mahsus bir arkadasimin agir cantasini oraya koymasi sonucu parcalandi ve delik gitgide buyuyerek buyuk bir delik haline geldi. Ben de bir tel gibi bir malzemenin yardimiyla ördüm orayi. Simdilik boyle idare ediyoruz. Turkiye'de chicco ve mamas and papas'ta yasadigim tuketici sorunlari icin lutfen baglantiyi tiklayiniz.

Bayramin ilk gunu, Ozgurluk Parki'nda eglenirken
Kizim artik kendi ayaklarinin ustunde daha mutlu
Bebek arabasina olan ihtiyacimiz her gecen gun azaliyor
Sevgili ebeveynler, gercekten cocuklar cok cabuk buyuyor, ve bebek arabasinda olmak istemiyorlar. Evet özeniyoruz, guzel pahali seyler aliyoruz. Ama onun yerine belki daha uygun fiyatli baska hafif ve konforlu bir araba almak belki daha mantikli bir fikir... Ama param cok, harcamak istiyorum diyorsaniz, uygun fiyatli bir bebek arabasi daha alip ihtiyac sahibi bebekli bir aileye hediye etmeye ne dersiniz;)
Cocuklarimizin saglikla, sevgiyle buyumesi dilegimle...
Gerisi burda...

Wednesday, 15 August 2012

Dogal temizlik varken suni temizlik niye?

Hani arada bir arkeologlar cikar, eski kulturlerin nasil yasadigina dair bilgi sunarlar. Sebze-meyveyle beslenirlerdi, ates kullanirlardi filan. Herhalde zaman gelecek bizden sonraki nesiller 2000'li yillarda yasamis insanlar icin: 'dogal yasam varken, sentetik yasami urettiler. Dogal yiyecekler yerine sentetik, yapay yiyecekler, dogal temizlik yontemleri yerine birsuru kimyasallar kullanmislar' diyecekler. Ve halimize cok aciyacaklar. Insan dogali dururken, sentetige ya da yapaya yonelir mi?

Sanirim bir yil once internette dolasirken, sabun cevizi agaci [soapnut tree] diye Nepal ve Hindistan'in daglarinda yetisen bir agacin meyvasinin temizlik icin kullanilabilecegini okudum. Ve dedim ki, 30 yasindasin ve nasil olur da bundan daha onceden haberin olmaz!!! Kendime cok kizdim, ve ayni zamanda sunu anladim: hayatimizdaki bir cok sey gibi temizlik kavrami da suni. Temizligin bol bol kimyasallarla olacagina inanmisiz. Oyle olur saniyoruz. Sanki birsuru ne idugu belirsiz kimyasal koymazsak, temizlik yapmis olmayiz! Bir de beynimiz oyle bir yikanmis ki camasira, bulasiga, tuvalete, yerlere, camlara ayri deterjanlar gerekiyor. Gidip tuvalet deterjaniyla mutfak tezgahini silemezsiniz! Annemin dedigi gibi: 'kizim su neyi cikarmaz ki!'


Delfina sabun cevizleriyle oynarken
Ben astim-alerjik bir insanim. Bu hale dogustan gelmedim. 18'li yaslarima kadar ardarda hapsurmak neymis bilmezdim. Hapsuranlari da ozellikle yapiyorlar sanirdim. Klasik hikaye: bir izmirli istanbula tasinir ve bir iki ay icinde astimli oldugu ortaya cikar! Ister istanbul'un cok nufuslu, bol egzoslu, nufusa gore az agacli havasini suclayin, ya da bir terleten bir ruzgariyla carpan havasini. Durum budur. Ben istanbul'a tasinip astim hastasi olan ilk izmirli degilim. Nerden geldik bu konuya? Hapsurmaktan geldik. Ben bir suredir sabun agacini kullaniyorum camasirlarimda. 15 tane meyveyi 1.5litre suda 1 saat kaynatip, cam siseye koyup dolapta tutuyorum. Kalan meyveleri de iyice kurutup, bir kenara ayiriyorum tekrar ayni sekilde kullanmak uzere. Her  bir camasir postasina da bir bardak siviyi deterjan gozune dokuyorum. Dun sabunagaci cevizi sivim azalmisti, yerine evde gecen yildan kalma perwol'u kullanayim dedim, elimde kalmasin deterjan diye. Camasirlari makinaya atip, disari cikmistik. Eve geldigimde camasirlarimi makinadan cikarip camasir sepetine koydum. Dusa girdim, cikmamla birlikte dehset bir astim krizine girdim. Deli gibi hapsurup, nefes alamadim. Tikandim. Ayni sekilde esim de hapsurmaya basladi. Sonra anladim ki sabuncevizinin luksune alismisim, artik camasir yikadiktan sonra hapsurmuyormusum. Ama ne zamanki bir seferligine perwol kullandim ve tikandim :(
Sabunagacini illa da sivi haliyle kullanmaniza da gerek yok, sabuncevizlerini bir kesecige ya da bir coraba koyup, makinanin icine camasirlarinizla birlikte atabilirsiniz. 

Ayrica evde sinek varsa ya da sinek zaten isirmissa sabuncevizi sivisini direkt isirigin oldugu yere suruyorum ya da kollara, bacaklara suruyorum ve gercekten de sinekler yaklasmiyor. Bunu bircok defa kendimde ve Delfi'de denedim. Kendim denemedim ama TR'de sabuncevizlerini satan sevgili Esra, karincalara ve haserelere karsi da etkili oldugunu soyluyor. Sabuncevizi %100 sertifikali organik bir urun ve detayli bilgileri adaşım Esra'nin sitesinden edinebilirsiniz:
www.sabunagaci.com
hmmm... bunlar da neymis :))
Heryerde ve herkese bahsediyorum sabuncevizinden. Organigi varken, ne gerek var suni kimyasallara? Ayrica Bugday dernegi uyelerine %10 da indirimleri var.

Bir de leke cikarticilari bir kenara birakin. Cocugunuzun t-shirtu leke icinde mi? Makinaya atmadan once biraz yogurt surun lekeli bolgeye [tabi bu is icin gidip ucuz bir kase yogurt aliyorum, ev yapimi organik yogurdum pek kiymetli cunku] . 1-2 saat bekletin. Makinaya atmadan once yogurdunu aritin muslukta ve makinaya atin. Gercekten ise yariyor. Yalniz leke cok fazlaysa, makinada camasirlari 1 saat bekletmeli programda yikayin derim. Camasirlari yemek sodasina [karbonat] bir gece onceden de batirmak bir leke cikartici bir yontemmis, ama denemedim.

Amac, Delfina'm saglikla buyusun, astim nedir bilmesin... Gelecek nesillere kirlenmemis ve kimyasalsiz  sular kalsin.. Insanlik, saglikla ve huzurla yasam yolculugunu tamamlasin...

Saglikli, organik, hapsuruksuz gunlere...

Ekleme:Bir konu daha var ki Delfina'min buyumesine destek olurken olabildigince cevreye saygili buyumesine calismak. Bunun icin de ornegin islak mendili cok zoraki durumlar haricinde hic kullanmadik. Mantigim saglik acisindan da basit: bir mendili islatip, bir yere koysak, kurur. Ama islak mendilleri disarda biraktigimizda bile kurumuyorlar. Yani islakligi saglayan madde su degil de icine koyduklari, ne oldugunu kimya bilgisi olmayanlarin anlamadigi maddeler. Ayrica kullan-at felsefesi dogaya cok zit. Peki ne yapiyoruz? Maalesef cozumum cok saglikli degil ama daha cevreci: kolonya. Cantamda hep ufak bir kolonya sisesi tasiyorum. Ve hijyeni saglamam gereken bir konu oldugunda [surekli gezdigimiz icin ve Delfina yerlerde cok yuvarlandigi icin bir sey yemeden once ellerini yikayamadigim durumlarda] kolonya kullaniyoruz. Ayrica yanimda da su sisesi mutlaka oluyor, ve toprak bir zemin bulup Delfina'nin ellerini once tozdan topraktan su yardimiyla akitiyorum. Peki diyeceksiniz tuvalet konusunda ne yapiyorsun? Soyle, maalesef Delfina icin hazir bez kullanmak zorunda kaldim. Cunku yardim almadan bebegini buyuten bir anne olarak bez yikamak beni gercekten cok zora sokacakti. Hos, keske daha zora soksaydi ve biz cevreyi bu kadar kirletmek zorunda kalmasaydik keske ama bazen bencil davranabiliyor insan iste. Neyse, bezdeki kakayi ben mutlaka tuvalete atiyorum. Cunku cope giden kakalar, copluklerde ciddi koku ve saglik sorunlarina neden olabiliyor. Kakalar tuvalete gittikten sonra da popoyu mutlaka yikiyoruz. Zaten bu uygulamadan dolayi sanirim Delfina da kendisi tuvalete gidip kendi yapiyor tuvalete. Yani yine islak mendil kullanmamis oluyoruz. Ilk bebekliginde de safi pamuk ve su kullandim popoyu temizlemek icin. Cevreci bebek buyutmeler...
Gerisi burda...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...