My photo
a utopist, a green, a free soul, a liberal, a young (well let's say 'a new' rather than 'young') mother, a rebel, a thinker, a smiler, a wonderer, a note, a butterfly, a rainbow, a nymph, a kite, a wave, a breeze from the sea, a purple soul, a chocolate-addict, a lover...
Showing posts with label bebekle istanbulu gezmek. Show all posts
Showing posts with label bebekle istanbulu gezmek. Show all posts

Sunday, 20 October 2013

Deniz Müzesi


Kadırgalar ve Delfina
Bayram tatilinin son günü Beşiktaş Deniz Müzesi'ne çini grubumla Piri Reis'in Haritaları adlı çini sergisini gezmeye gittik.
Sergi salonundan müze o kadar dayanılmaz gözüktü ki Delfina "anne, ben oraya git'mek istiyom" diyip tutturdu. Ve biz sergiden sonra, müzeye giriş yaptık. Malumunuz Beşiktaş'taki Deniz Müzesi yeni binasıyla yenilendi ve ortaya muazzam bir müze çıkmış. Osmanlı padişahlarının sultanat kayıkları, kadırgaları, kalyonlarından parçalar tüm ihtişamıyla sergide yerini alıyor. Gerçekten çok keyifli, pek görsel bir şölen. 
Müzeye bebek arabasıyla girmek ve dolaşmak en alt kat hariç çok kolay, ama görevlilere teslim ettim bebek arabasını en alt kat için, hiçbir sorun yaşamadık. Delfina da oldukça eğlendi. 

Barbaros Delfina Paşa
Delfi dümen başında
Tuvaletlere doğru giderken bir baktık çocuklar için deniz konseptiyle yapılmış bir çocuk oyun odası. İçerde gemi dümenleri, dokunmatik ekran oyun köşesi, gemi ve haritalar konulu envai çeşit yap-bozlar, denizci düğümünü atmayı gösteren bir bölüm ve daha neler neler. Çok keyifliydi. Bu oda Türkiye'de bir müze içinde gördüğüm çocuklara ayrılmış ilk yer. Yalnız bu odayla ilgili bir eleştirim var. Geçen yıllarda, Türkiye'de neden müzelerde çocuklara müzenin konseptinde eğitici ve öğretici oyun alanları yaratılmıyor diye eleştirmişliğim vardı. Şimdiki eleştirimse, neden çocuk alanının müzenin sergi salonlarında değil de, sergi salonunun dışında olduğu. Yurtdışında bu tarz çocuklar için yapılan tasarımların amacı şudur: aileler müzeyi gezerken, çocukları sıkılmasın; aileler hem sergiyi gezsinler hem de bir taraftan çocukları oynarken gözleri onların üzerinde olsun. Ama çocuklar müzede sıkılacaksa ve aileleri de kocaman bir müzeyi gezdikten sonra oyun odasına gelip çocuklarını beklemek zorunda kalacaksa ikisi de aynı anda tatmin edilmeyen iki gruptan söz etmiş oluruz. 
Biliyorum ülkemizde her şey daha güzele daha iyiye gidecek ama nedense herşey bir zaman alıyor. Çocukları sanatın ve bilimin içine alıcı yapılar sunmalıyız, onları oyunla sanat ve bilimden uzak tutucu değil. Hayatın her alanında insan var; çocuk var. Bu paralel hayatları birbirinden uzak yapıda kurmak yerine birbirinin içine geçecek şekilde kurmalıyız. Sanat, bilim, hayat, çocuk, oyun, mutluluk içiçe kavramlar olmalı. Umarım bu yazı da bir şekilde yolunu bulur ve işe yarar. Ne olursa olsun, Deniz Müzesi çok keyifli bir müze. Çocukla gezmek için ideal, ve çok ilham verici.
yapılmayı bekleyen yap-boz: hayat gibi!
Delfina oyun odasında yap-bozla uğraşırken


Önünde denizler var..
Küçük kaptan

Gerisi burda...

Saturday, 19 January 2013

Yollarda kesisen hayatlar

üç anne & üç bebek, keşif peşinde :)
 Gecen Carsamba gunu uc anne [Elçin, Aylin, Esra], uc bebek [Beril, Arın, Delfina] olarak Topkapi Sarayi'nda 2013 Turkiye Çin yili etkinlikleri bunyesinde sergilenen Çin Hazineleri Sergisini  gormeye gittik. Oldukca etkileyiciydi benim acimdan dort Çin askerini ve Çin çömleklerini gormek. Hayal gucunu iyi tetikliyor, askerlerle ilgili bilgileri okumadan once, askerlerin mesleklerini ve kararkterlerini tahmin etmeye calismak. Umarim Çin'e gidip hepsini gormek de nasip olur. Çin kanununa gore bir seferde en fazla dort asker heykeli ulke disina cikabiliyormus. Hem comlek hem cini yapan biri olarak sergi bana oldukca zevk verdi. Sergi salonunun onunde, gunesin altinda ekmek arasi SultanAhmet koftecisinin koftelerini yedikten sonra, Arkeoloji Muzesi'nin sokagindan Gulhane Parki'na indik. Park cok guzeldi, fiskiyeler de mavi mavi calisiyordu. Gunesin altinda kuslarin seslerini dinlerken bir baktim bir Moda'da dolasan ozgur papaganlar Gulhane Parki'nda takiliyorlar. O kadar guzeldi ki danslari ve sakimalari. 
Bahsi gecen papaganlar
->Rivayete gore TR'ye getirilen
bir kus kafesi
dusmus ve icindeki papaganlar
toplu halde firar etmisler,
halen birlikte takiliyorlar zaten :)
Bir sure onlari dinleyip, huzura erdikten sonra yola koyulduk, bir kafede afiyetle kozde pismis Turk kahvemizi icip, biraz yorgunlugumuzu atip, Sirkeci'den gecerekten Emionu vapur iskelesine vardik. Akbilimi basarken, guzel mi guzel bir bebis gordum, sonra Delfina'nin yanina gittim. Sonra arkamdan bir ses: Esra? :) Megersem o guzel bebisin annesi Emziren Anneler'den tanidigim, aylardir epostalastigim, ve bir turlu bulusmayi ayarlayamadigimiz Gamze'ymis :) Beni blogdaki resimlerimden tanimis :) Hayatta ne kadar dongu var, kesisen yollar var, degil mi? Daha sonra Berra ve Delfina vapurda cok guzel oynadilar. Turkiye'ye tasindigimdan beri, internet ortami sayesinde bircok guzel anneyle tanistim ve yollarimizin bir sekilde donup dolasip baglanmasi ne kadar harika :) Bugun de Berra bebegin dogum gunuymus. Iyi ki dogmus, iyi ki dogdular, biz annelerin hayatlarini guzellestirdiler. Sevgiyle ve saglikla buyusunler...
Gerisi burda...

Friday, 7 September 2012

Turistler Kariye yollarinda...

Kamerali paparazzinin olmadigi bir donemde
Mozaik usulu paparazzi. Olaganustu ;)
Muzeye giderseniz cok daha ilginclerini gorebilirsiniz ;)
Yine Temmuz+Delfina, Senem+Esra dörtlüsü yollardaydik. Yolda bol bol yabanci turist sanildik.. Sanirim Turk halki iki cocuk, iki bayan sekilde eski sehri gezmeye calisan annelere pek de aşina degil :(
Once Eminonu otobus duraklarinin orda bulusup, 36E'ye binip Edirnekapi duragina guzel klimali bir otobus yolculugu yaptik. Indikten sonra 'Kariye Muzesi' levhalarini izleyerek, kolayca muzeye gittik. Bol turistli, kucuk bir klise Kariye. Muzenin yollari bebek arabasina uygun. Biz bebek arabalarini muzeye sokmaktansa, giselerin orda birakip yola yayan devam ettik. Bu arada muzekart sahiplerine muze ucretsiz, hatirlatayim. 
O olaganustu ikonalari gormek icin yukari bakmaktan insanin boynu hayli bir agriyor. 
Temmuz ve Delfina
Arkalarinda Kariye Muzesi
Kariye Parkindayken
Muzenin ortasina bir yatak atmak gibi bir fantezi gelistirdim ordayken, olsa ne harika olurdu ;) Bir de acaba mozaikleri gece gormek nasil bir sey olurdu, yaldizli parcalar nasil da isildardi?.. Muze guzel ve kucuk, o yuzden bizim iki yas cagindaki iki bizdik huzursuz olmadan, muzeyi bitirdik. Sonra hemen muzenin altinda yeni acilmis oldugunu dusundugumuz Kariye Parki'na gittik. Oyun parki, kopruler, yesilliklerle, akan suyla yapilmis sirin ve guzel bir park. Hem ogle yemegimizi orda yedik, hem de bizdiklar parkta oynadilar. Sonra ara sokaklardan Balat'a indik. Harika mimarisi olan eski konaklar, eski yikik-dokuk kliseler, kucuk fabrikamsi mekanlar, sokak aralarinda oynayan cocuklar. Bir sey ilgimi cekti, cop kutulari mahallelerin cok eskiydi. Istanbul'un heryerinde modern cop kutulari var benim gordugum, ama o mahallelerde eski usul metal cop kutulari. Istanbul'un icinde binbir yuz istanbul var.. Gezen farkli yuzleri bir bir goruyor...
Muzede cocukla gezmek boyle
 bir sey iste ;)

Ardindan Eminonu'ne gidip harika bir alisveris seansi yaptik, bizimkilere oyun hamuru ve parmak boyasi yapabilmek icin gida boyalari aldik. Tchibo'da suan 12 TL'ye satilan silinebilir boya kalemlerinin aynisini 5.50TL'ye aldik. Bir de bir sonraki bulusmamizda kullanmak uzere ucurtma aldik ;) Guzel bir cay molasiyla gune ferahlik katip, kesif dolu keyifli bir gunun verdigi mutlulukla ayrildik...

Gerisi burda...

Thursday, 2 August 2012

Sehirde bebekle ve bebek arabasiyla gezmek uzerine

Malum blogumun alt basligi 'Delfina'mla istanbul'u geziyorum'. Delfinam ve ben o cok kucuk bir bebekkenden beri istanbul'da vapur, otobus, deniz otobusu, taksi, tramvay, dolmus taksi, dolmus, tren yani her turlu ulasim aracini kullanarak gezdik.  Benim her daim favori ulasim araclarim vapurlar, tramvay ve yesil yani alcak otobuslerdir. Zorlandigim zamanlardaysa, soforlere ya da cevredekiler 'bir el atalim' demekten asla utanmadim, cekinmedim. Hem Turk halki hem turistler de her daim yardimciydilar.. Bazen halki da egitmen gerekebiliyor. Mesela tramvayda oturma yeri katlanabilen oturaklari kaldirip, Delfi'nin bebek arabasini oraya yerlestirip benim de yanina oturdugum cok olmustur [ o yuzden hep ilk durak olan Kabatas'tan binmeye ozen gosteririm]. Arada tramvaydakilerin gelip, bebegi alin biz oturalim dedikleri olmustur. Ben de oturagin yukarsindaki bebek arabasi isaretini gosterip, 'bakin burasi bebek arabalari icin, ben hem sizin hem kendi bebegimin saglikli yol gidebilmesi icin bu arabayi guvene almaya mecburum' diyerekten insanlari konuyla ilgili egitmem gerekmistir. Ya da otobuslerin ortasindaki bosluga yayilmis tiplere 'pardon buraya bebek arabasini koyup, bebegimi guvence altina almam gerekiyor' demisimdir. Taksileri ise hic sevmem. Bebegi cikar, bebek arabasini katla cok zahmetli gelir bana. Bir de tek basimaysam bebegi arabanin icine koyup, ben arabayi katlamam [bizim arabayi nasil katlayacaklarini soforler bilemiyor dogal olarak bu gorev bana dusuyor], cocugumun guvenligi acisindan tehlikeli geliyor. Evet paranoyakca olabilir, ama ya taksici bebegim arabadayken basar kacarsa gibilerinden paranoyakliklarim vardir benim. Neyse toplu ulasim hem cevreci bir cozum, hem de daha saglikli ve kolay benim acimdan.


Delfi vapurda, arkada kiz kulesi
Belki gezmek isteyen ama tuyolara da ihtiyaci olan anneler vardir diye, biz gezerken nelere dikkat ediyoruz konulu bir yazi yazayim dedim, iste onlar:

  • Evden cikmadan once alti kuru, ve karni tok olmasi lazim 
  • Eskiden arabasinda daha uzun soluklu oturuyordu ama buyudugunden beri  [ya da yurumeye basladigindan beri] bu imkansiz her yerde kendince gezinmek istiyor. Ama baslarda  dusmeleri onlemek ve deniz kiyisi gibi yerlerde kendini denize vs.  atmasini onlemek amacli kayis aldim. 
  • Onun istekleri ve onun beden dilini okumak cok onemli. Malum daha konusamiyor, ama kendini isaretlerle, cikardigi seslerle, yuz ifadesiyle anlatiyor. Mesela inmek istiyorsa, aninda indiriyorum. Su istiyorsa aninda geliyor. Bekletme yok.
  • Arabaya tekrar oturmak istedigimde onceleri 'karar verildi, istedigin  kadar agla donusu yok' dedim. Karardan donmemek cok onemli.  Ama daha sonra yani simdilerde cogunlukla her yerde her daim kurtaricim muz oluyor yanimda ya da su vs. ve once yiyecegi [ozellikle sevdigi bir yiyecegi] gosteriyorum, boylece onu bebek arabasina cekebiliyorum. Yanima aldiklarima gelince: tel / kasar peyniri ve tam bugday ekmek, muz, hurma, her turlu meyva [ama meyvalari biliyorsunuz kesince saglikli olmuyor, uzerinde tasima esnasinda bakteri filan cogaliyor, o yuzden butun sekilde meyvalar], tam bugdaydan yapilmis kucuk galetalar, kaju, haslanmis patates [bir kucuk tencereye 4-5 kucuk ya da orta boy patates, bir su bardagi su, ustune de biraz kaya tuzu atip, cok kisik ateste kaynatabilirsiniz, harika oluyor, Delfina buyuk bir zevkle yiyor. Aman dikkat bebeginiz bir yasin altindaysa malum tuz bebeklerin bobreklerine zararli oldugu icin konulmuyor], bulursam GDO'suz misir, evde hic birsey yoksa kir pidesi ve ayran. Bir sure hani hazir satilan sebze purelerinden almistim, kucuk kavanozda ve organik olanlarindan, ama belli bir sure sonra istemedi.  Ve bunun gibi seyler.. 
  • Bebek arabasina bagli sevdigi oyuncaklar [dis kasiyicilar vs] oluyor  mutlaka, boylece oyuncagi firlatmasini onlemis oldum. 
  • Otobuslerde farkettim ki ben ne kadar onun ustune dusersem [vakit gecsin diye sarkilar soyleyip, oyunlar oynatmaya calisirsam], o, o kadar  huysuzlasiyor, agliyor. Eskiden oturup sarkilar filan soylerdim. Artik  onu gormezden geliyorum. O da etrafini izliyor, baskalarina kur  yapiyor. 
  • O mutsuzluk belirttigi an, planlari degistiriyorum. Yani bulundugu  ortamda mutlu degilse aninda planlar degisiyor. 
  • Alisveris merkezlerine bebeklerle belki yilda bir-iki kez olur, ama  yogunlukla AVM'lere gidilmemesi gerektigini dusunuyorum. Zaten o tarz  yerlerde tutmak da cok zor. Ama mesela IKEA gezimiz sanki oyun parki  gibiydi, saatler harcadik oyuncak ve kafeteryasindaki oyuncaklar  kisminda. Ki sadece bir kez gittik IKEA'ya. 
  • Mizmizlandigi an, yiyecek bir sey veriyorum eline. Bu yontem esasinda  buyukler icin de gecerli. Kore'deki gunlerimde, bir hukumet gezisine  katilmistim. Bizi Kore'nin eski baskentine goturmuslerdi. Yolda trafik  vardi ve manzara harika olmasina ragmen aractan inemeyecegimiz bir noktaydi. Yetkililer hemen gidip  herkese dondurma aldirip, dagittilar. Ve biz trafikte mutlu mutlu  beklemistik ;) Yani agzini dolu tuttugun surece her zaman mutlu  bireyler edinebiliyorsun ;) he he 
  • Bebek arabamizda her daim kucuk bir topumuz var. Yine beklememiz gereken bir durum oldugunda, cimen buldugumuz her alanda cikarip top oynuyoruz. Bu ozellikle iskelede vapur beklerken cok ise yariyor. Ve eger onun bir yere dogru gitmesini istiyorsam ama benim ozgur kizim beni takip etmiyorsa, 'elim sende' deyip gitmesini istedigim yone dogru kosuyorum ;) Deli bir anneye malzeme cok ;)
  • Bir de gittigim yerleri -ozellikle tek basima goturuyorsam- uzun yollar  olarak secmiyorum. Ferah ve gerekirse istanbul sartlarinda 1 saat  icinde evde olabilecegim guzergahlari kullaniyorum. 
  • Surekli deli gibi konustugum da oluyor onu oyalamak adina. Mesela bir yerde beklememiz gerekiyorsa, ona cevremizdeki nesnelerin  ismini soyluyorum. Gokyuzune, yollara, martilara merhaba diyoruz,  mesela vapur iskelesinde beklerken, iskeleye yeni gelmis teyzelere,  abilere 'aa hos geldiniz' diyoruz vs vs.. 
  • Bir de tabii her daim en onemli bagimiz: emzirmek! Bakiyorum cok mu huysuz, basedemiyor muyum, o zaman direkt emme seansi basliyor. Her yerde de emzirdim: takside, vapurda, ucakta, otobuste, antik kentte, muzede, sarayda yani her yerde! Emmek bebegi hem sakinlestiriyor, hem huzura kavusturuyor. 


Bunlar simdilik aklima gelenler. Benim belimde ve boynumda sorun var,  o yuzden kizimi gezerken surekli kucagimda filan tasimam - bu bana cok koysa da -  imkansiz. Belki de o yuzden Delfi boyle gelisti. Her bebegin ve  annenin hikayesi ve ihtiyaclari farklidir. Bizim hikayemiz boyle. Hikayesi benzer annelere isik tutmasi dilegimle..
Sevgiler
Bol gezmeli gunler..
EsraR~~~ 
Gerisi burda...

Saturday, 21 July 2012

Istanbul Arkeoloji Muzesi'nde keyifli bir gun ve annelik

Farkina vardim ki; uzun zamandir Delfina'mla istanbul maceralarimiza yer vermiyorum, onun yerine sikayetlerime yer vermisim :(
Maceralarimiza devam!
Temmuz ve Delfi Arkeoloji Muzesinin onunde
 Gecen Persembe sevgili Senem ve sirine Temmuz'un esliginde Istanbul Arkeoloji Muzesi'ne gittik, ordan da Gulhane Parkin'da piknik yaptik. Arkeoloji Muzesi'nin ilk katina cok rahatlikla bebek arabasiyla girip ilk katini gezebilirsiniz. Benim agzimi acik birakan parcalar var muzede, donemin Osmanli topraginin farkli yerlerinden getirilmis lahitler daha neler neler.. Tabii ki Turkiye'de zaten muze gezen pek olmadigi icin, hele bebegiyle gezen anne olmadigi icin sanirim hem guvenlik gorevlilerini hem de sicaklardan ayila bayila calisan muze yonetimini daha bilincli muzecilik adina egitmek, tavsiyelerde bulunmak yine 'gecis donemi' annelerine, yani bize dusuyor. Bir kapiyi, bir pencereyi acmak ne kadar sancili degil mi? Ama kurulmus kopruler uzerinden yurumek ne kadar kolay... Bu donem Turkiye'sinde yasayan, evde oturmayan, cocuklarini ev gezmesi (!) yerine muzelere, parklara goturen annelerin yasadigi bazi zorluklar var, ama bunlar da asilacak. Ve benim kizim kendi bebegiyle gezmek istediginde daha kolay olacak hersey diye umut ediyorum...

Sevgili anneler, artik ev ev gezmekten sıkıldıysanız, ve yasadiginiz sehri gezmek istiyorsaniz, diger annelerle muze bahcelerinde bulusmak istiyorsaniz [kapali alan kafeler yerine], işe bir muzekart almakla baslayabilirsiniz ;) Muzekart [http://www.muzekart.com/], Nisan ayindan beri zamli fiyatiyla 30TL olarak karsimizda. Ziyaret edebileceginiz muze ve oren yerlerinin listesine su adresten ulasabilirsiniz: http://dosim.kulturturizm.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF3143C82B0599388A
Bu kartla yil boyunca yukardaki baglantida yer alan istediginiz muzeye ucretsiz girebilirsiniz. Buyuk kolaylik! Hatta ayin basinda alirsaniz karti, 13 aylik bir kart olmus oluyor. Aldiginiz ayin bir sene sonraki son gunu kart kullanimi bitiyor. Ama her seferinde fotografla basvurmaniza gerek de yok, bir kere kart cikarttiginizda sisteme otomatikman kayitli oluyorsunuz. Ve kolaylikla yeni kartiniza kavusuyorsunuz.
Muze bekcileri yakalamadan kacma pesinde olan Delfi

Delfi Cinili Kosk'te saklambac oynarken
Ben ve Delfina Arkeoloji muzesinin (IAM) bahcesindeki kafede kesinlikle huzur bulduk ki Delfi baya uzun bir sure agaclarin altinda uyudu :) Bu esnada Senem'le de sohbet etmek cok keyifliydi tabi :) Mutlaka salık veririm, siz de gidin Arkeoloji muzesinin bahcesinde bir keyif yapin ;) Ama Turkiye'deki muzecilik anlayisi degisip, cocuklara yonelik olmaya da baslamali. Cocuklar gittikleri muzede konuyla ilgili aktivite yapabilmeli. Yurtdisindaki tum muzeler boyle. Mesela IAM'de orjinalinde renkli olan bir lahitin (su an beyaz gozukuyor), aslındaki canlandırmasını yapmışlar. İşte tam o köşeye cocuklara boya kalemleri ve lahitin siyah-beyaz cizilmis bir ornegini koyup, cocuklarin kendilerine ozgu renklendirme calismasi yapmasi beklenebilir. Ve bunun icin muzenin cok buyuk paralar filan harcamasina da gerek yok. Boyle uygulamalar gelse, eminim hem Turkiye'de muzeciligi kuran Osman Hamdi Bey'in kemikleri hem de anneler rahat eder ;)

Çinili Köşk'e giris bebek arabasiyla zor, ama bizim yaptigimiz gibi bebek arabanizi asagida birakip gezebilirsiniz. Ya da bir gorevlinin yardimiyla ust kata cikip gezebilirsiniz. Maalesef Çinili Köşk'un icinde pek de çini yok ki bence bu eksiklik. Ama Canakkale, Iznik, Kutahya ve Selcuklu cinilerinden kucuk bir ornekleme hos ;) Osman Hamdi Bey'in Kaplumbaga Terbiyeci'sini bilmeyen yoktur. O ve diger tablolar Çinili Köşk'te yapilmis, o yuzden orjinal mimariyi gormek cok heyecan verici.

IAM'ne gitmenizi, ardindan da bizim yaptigimiz gibi Gulhane Park'inda piknik yapip, oyun parkinda oynamanizi salik veririm. Pufur pufur esiyor iki mekan da. Bu sicaklarda isim ne demeyin, yaniniza piknik malzemelerini alip sabah sicaklar bastirmadan yola cikin. Buna degecek, hele yaninizda arkadaslar, canlar varsa  ;)
Cinili Kosk'e gitmeden once
Tabi bir de bunu da yazmadan edemeyecegim: biz muzeye dogru sabah yol alirken vapurda genc bir kadin geldi, 'cocuk usumez mi' dedi, 'yok iyiyiz biz' dedim. Sonra tekrar dondu, 'siz annesi misiniz?' diye sordu. 'Evet' dedim. 'Allah bagislasin' diyip, 'ama bu cocuk boyle usutmez mi?' dedi. Sabah oldugu icin sanirim baya bir sabirliymisim, 'sakinan goze cop batarmis, herseye pinpiriklenmemeli'dedim. Kadin beni kinayan bakislarla uzaklasti. Nasil bir olaydir bu? Cok yuksek olasilikla kendisi anne olmayan biri gelip beni iyi anne olmamakla itham ediyor. Zaten o yuzden annesi misiniz diye soruyor. Cunku boyle anneligi olsa olsa bakicilar yapar seklinde. Ya bu davranisin Turk insaninin iyi niyetinden oldugunu dusunmek istiyorum ama sunu da ogrenmeli insanlar: bir bebegin neye ihtiyaci oldugunu, bir seyin bebegi icin iyi olup olmadigini en dogalindan ANNESI bilir! Evet ben Delfina'yi ceyranda birakiyor, terlediginde arkasina havlu sokmuyor,atlet giydirimiyor, soguk su iciriyor olabilirim. Ama bunlarin beni kotu anne yaptigini da zerre dusunmuyorum. Daha onceden de yazdim, yine yaziyorum. Cok korumaci bir toplumuz ama cocuklarimiza surekli 'aman yapma duseceksin, simdi bir yerini parcalayacaksin' diye diye korkak insan toplumlari yetistiriyoruz. Ben hayallerini gerceklestirmekten korkmayacak, ve hayallerini gerceklestirebilmek icin dayanikli; sagligi da buna elveren bir birey yetistirmek istiyorum. Beni annem asiri hijyenik bir ortamda, ic camasirlarimi bile utuleyerek buyuttu. Bana ortopedik ayakkabilar aldi, arkama hep havlu koydu. O hasta olmayayim diye herseyi yaptikca ben astim alerjik buyudum. Neden? Cunku vucudum yeterince mikroplara bagisiklik kazanmadi. Istedigim ayakkabiyi giyemiyorum, cunku annem en iyisi oldugunu dusundugu icin bana hep ortopedik ayakkabi aldi, ve benim ayak tabanimdaki her kas ozgurce gelisemedigi icin ben hep spor ayakkabi ya da ortopedik ayakkabi giymek zorundayim. Bu butun iyi niyetle yapilmis isler annemi kotu anne yapar mi? Tabii ki hayir! Cunku o bir anne olarak benim icin elinden geldigince en iyisini yapti. Harika bir anneydi. Hala cocugu icin en iyisini yapmaya calisiyor, kendi bildiklerince. Benim yaptiklarim da Delfina'nin iyiligi icin, kendi bildigimce, kendi arastirdigimca. Her anne o cocuk icin en iyi annedir. Anneler yavrulari icin en iyisini bilirler. Ey toplum cahil cahil karismayin artik her annenin isine. Birakin anneler de ozgurce buyutsunler yavrularini stressiz, uzuntusuz...
Sevgiyle..
EsraR~~~
Gerisi burda...

Saturday, 17 September 2011

Emirgan'da kutlama.. Hayatin bizi getirdigi yer..

Damien dun 16 Eylul 2011 Cuma itibariyle doktora tezini teslim etti. Son 6 yilimiza damga vuran tarihi bir an bizim icin...
Ben de surpriz ufak bir kutlama tertip ettim. Ve Emirgan Sutis'te cok guzel ve keyifli bir aksam organize etmeye calistim elimden geldigince.  Frambuazli ve cikolatali kek ve Damien'a 'Hayat Universitesi'nden verdigim diploma da aksamin en guzel yasandigi anlar oldu [diploma fikrinin annesi kadim dostum Gulce'ye ve diploma dizayni icin Gulce'nin ev arkadasi olan Gulce'nin ayni zamanda memleketlim de olan Ramazan'a dizayni icin cok cok tesekkurler]. 

Muhabbet, dostlar, bogaz havasi, cinar agaclarinin altinda olmak harika bir duygu.. Allah nicelerini yasatsin hepimize diyorum.. Daha nice guzel kutlamalarda biraraya gelelim! Emirgan Sutis hep cok sevdigim ve urunlerine bayildigim bir mekan olmustur ama kutlamadan bir gun once ve sabahinda arayip, eposta atip rezervasyon yaptirmamiza ragmen, gittigimizde masamiz ayarlanmamisti. :( Bunun ustune, ben koyu sohbete dalmiskene hesabin hepsini kesip kuzenlerime yikmislar :( Benim olayin farkina varmam nasil oldu bilmiyorum ama cok uzun zaman aldi (grrrrrr) ve farkina vardigimda hesaplar kesilmis, masanin hesabi kapatilmisti. Bir kere madem bu organizasyonu ben yaptim, niye garson gelip bana once birsormuyor! Cok guzel bir aksamdan sonra tum gece kabuslar gordum bu konuyla ilgili, demek ki cok sinir olmusum. Neyse saglik olsun, daha guzel gunler olsun.. Hepbirlikte, mutlulukla, saglikla...
Bakalim hayat nasil olacak bundan sonra, umarim stressiz olur. Cunku son iki yildir ozellikle Damien surekli hem calisma hayati, hem doktora hem bebek derken kendini gece gunduz sIKiyordu, ve dogal olarak ben de... Umarim daha guzel gunler bizimle ve tum insanlikla olsun.. Herkesin hayatinda uzuntuler, sIkintilar var ama onemli olan birbirimizin degerini anlayip, birbirimize destek olup, zor anlarda da guzel anlarda da birbirimize tutunabilmek.. Ve tabii ki olumlu dusunme... ve herseyi de kafaya cok takmama sanirim. Dun kan tahlili sonuclarim geldi. Kolestrol en ust sinirin iki kati kadar. Doktor da dedi cok mu stres yapiyorsun diye. Evet, cok stres yapiyorum, herseyi kafama takiyorum.. Ama boyle gitmez hayat! Degisim zamani geldigini vucudum bana yuksek kolestrol, dusuk tansiyon ve son gunlerde hortlayan vertigo ve el agrisiyla anlatiyor. Degisim zamani geldi, yuklerimden kurtulma zamani geldi. Umarim bunu basarabilirim.
Gerisi burda...

Saturday, 27 August 2011

Miniaturk with our mini Delfi

the entrance of the open air museum
on the model of the Bosphorus Bridge
Today we went to Miniaturk, a place where you can see models of major Turkish historical attractions. It is by the Golden Horn and on a not-too-hot summers day it can be one of the best things to do with your family. As you approach each model, you show the ticket and the machine there with a funny accent starts telling you the history, location and function of the building. It was fun! It was a bit disappointing not to see many major attractions of Izmir, my hometown, but who knows maybe I missed a couple of them. Also, I think they could've come up with more interesting souvenir ideas but they had the usual souvenirs unlike the ones at the Topkapi Palace souvenir shop. The Chrystal museum was also quite interesting! We went there by taking a ferry from Uskudar to Sutluce and by taking a minibus for 2 minutes from the ferry station. Unfortunately, on the way back I got sick, so we had to take a taxi back home but it was nice to watch the sunset on Golden Horn. As some of you might know the Golden Horn is called 'golden horn' because it looks like a horn at sunset (and colour of gold of course) and another story is that the Byzantians threw their golden stuff into the  Golden Horn just before the Turks conquered Istanbul. It might be an urban myth but at some point I heard that the Japanese suggested that they would  clean whatever is lying under the Golden Horn as long as they got everything they found but of course the Turkish authority (whoever that is!) did not allow this bargain ;)
Oh, what is this?
It is a bit prickly :)
mother & daughter
enjoying sun and grass :)




Gerisi burda...

Sunday, 21 August 2011

Istanbul !!!

I love Istanbul!
Which city in the world you can travel on a ferry for 50 mins and just pay 60 pence and have an awesome view of Golden Horn at sunset?
In this city, even if you have enough money to buy a semi-detached house with a garden and garage in the UK, with the same amount of money you cannot find a simple flat without a garden or garage!
Which city you can be in love with and hate at the same time?
Which city in the world makes you happy just with its sun, sea, sky, seagulls, maiden's tower?
In how many cities in the world the waiters complain when you don't leave any tip after a costly lunch?
In how many cities can you find exactly the same hat for 5 TL and 50 TL on the same day!
In how many cities in the world can it take 2 hours to go a distance, and 10 minutes?
This city is full of surprises, full of stories.. 
I hated Istanbul for the first two of my student years and then fell in love with this city. 
Afterwards, I moved abroad but whenever I came to visit Istanbul and tried to leave it again he washed his face with his tears...
What you have and what you can get can change in a second. This is Istanbul. You just need to expect unexpected stories here..




I enjoyed Istanbul as a student. I am enjoying Istanbul as a mother. It has its ups and downs. Sometimes I just sit and cry. Sometimes I feel my heart is fluttering with happiness.
When I used to live in Istanbul, I used to write a lot, be engaged with arts a lot. For some reason, I could not write for many years. Now I cannot do anything but write or share...
Istanbul, you are in my lungs! I am breathing with you! 


PS. Ironically, this is the city I had asthma in after I moved to it.
Gerisi burda...

Wednesday, 17 August 2011

SultanAhmet Senlikleri

Kizimla Beyazit'taki Bebek bakim odasinin onunde
photo by Gulce Teyze :)
Dun SultanAhmet/Beyazit Senliklerine gittik. Universitemi gormek her zaman guzel bir duygu ve anilarimi canlandiriyor. Guzel bir uygulama gorduk. Bebek bakim odasi kurulmus Beyazit meydanina :) Biz kullanmadik ama boyle bir uygulamayi gormek harika bir sey! Demek ki belediye calisiyormus dedik! :) Ve SultanAhmet meydanindaki standlar daha bir profesyonel yapilmis, benim universite yillarima nazaran :) Insanlarin birlik, beraberlik duygulari icinde birlesmeleri harika bir sey! SultanAhmet koftecisinden kofte ekmeklerimizi alip cimenlere serildik (cunku baska oturcak bir yer bulamadik!) Sagimizda SultanAhmet, solumuzda Aya Sofya :) Herkes oturmus yemek yiyor. Sonra turist otobusleri birbir onumuzde durdu, turistler indi. Yuzlerinde bir gulumseme. Turkler ilginc insanlar, yerlere oturup hepbirlikte yemek yiyor diye akillarinda kalacak manzara sanirim :) 
Bir de guzel baska bir uygulama gordum. SultanAhmet camiinin merdivenlerine bebek arabalilarin ve tekerlekli sandalyedekilerin kullanabilmesi icin guzel bir rampa konulmus. Turkiye'de herkes birseylerden sikayetci. Ama etrafiniza bir de baska bir gozle bakin! Turkiye her gecen gun daha da guzellesiyor. Kendini yeniliyor! Mutlu, icinde farkliliklari barindiran ama baris ve paylasma ruhu icinde daha guzel bir Turkiye'ye...
Gerisi burda...

Saturday, 2 July 2011

Ortakoy: the Middle Village of Istanbul

Moving to Ortakoy, Istanbul was a kind of random decision for us. We needed a place near the sea, not far from Damien's university and with easy access to other places. I was 8 months pregnant and we needed to find a flat ASAP in case I delivered earlier than expected. Here we are! We live 3 mins away from this view. Unlike England, there are heaps of small businesses, shops around our house such as bakeries (3 of them in one minute walking distance), pharmacies, small markets, dairy sellers, various repair shops, art galleries etc. Even we have a ferry station in Ortakoy! So, dear friends do come and visit us in Ortakoy ;)
I moved three times in Izmir, five times in Istanbul during my university years, two times in Seoul, four times in Birmingham. But this was the hardest of all. Moving from one country to another when you are 8 months pregnant is not a wise thing at all. I had to sort out everything in the UK (bank, farewell to friends, address changes, getting rid of our belongings there, shipping etc) and find a flat, decorate it and meanwhile find a doctor, a hospital to give birth and sort out cot, pram etc.Thank God the hardest bit is over!
Charles and Katrina visited us from Birmingham, and now they are on their way to Australia for good. It was awesome to see great friends again and show where we live. Sad how quickly time / life passes... Delfi is already 7 months!

Gerisi burda...

Friday, 1 July 2011

Mehteran, Topkapi Sarayi ve Mudurluk muessesesi uzerine


Delfinam Topkapi Sarayi'nda ilk kez Mehteran  dinlerken. Yerim ben o gobegi :)


"Has Dur!
Ya Allah!"
Mehterani dinlerken dedim ay ne guzel, artik ben de Delfina'yi bu komutlarla mi emdirsem :)
Iki gun once Avustralyali arkadaslarimiz Charles ve Katrina bizi ziyarete geldi! Dun hepbirlikte Topkapi Sarayi'na gittik ve guzel bir gun gecirdik. Geziyle ilgili beni Topkapi Sarayi'nin mudurlugune goturten ve mudur yardimcisiyla gorusturen tek bir tatsiz olay oldu, o da suydu: Topkapi Sarayi'nin odalarina bebek arabasini sokamiyorsun! Niye? Cunku cok kalabalik oluyormus (!!!!), en sakin gununde bile 4000 kisi muzeyi ziyaret ediyormus (sanki hepsi ayni anda ayni odaya girmeye calisiyor), bebek arabalari insanlarin ayaklarina takiliyormus!!! 
Walla biz gezerken, odalar oyle cok kalabalik falan degildi, cok rahat gezebilirdik ama izin verilmedik!
Bebekli anneysen, muze gezmek senin neyine zaten, kir dizini otur evinde, e en fazla git bahcede otur, cocuk hava alsin!!!
Derin bir nefes.
En azindan her odaya her seferinde 1 ya da 2 bebek arabasi olmak uzere iceri girmeye bence pekala izin verebilirler. Diyorlar ki bebek arabasini disarda birakip, cocugumu kucagima alip gezebilirmisim. Iyi de benim belim sakat ve bebegim agir bir bebek. Nasil tasiyabilirim onu kucagimda? Ben Turkiye'deki muduriyetleri anlamiyorum. Bana sorarsaniz, mudurler cozum bulan insanlar olabilmeli. Hanimefendi, kurallar boyle demenin otesine gecebilmeliler. Aksi halde 'mudur' olarak aldiklari maasi haketmiyorlar bence. Mudurler farkli durumlarda cozum bulabilen insanlar olmalilar ki bu yuzden onlara 'mudur' diyoruz bence. Nitekim sevgili arkadasim Pelin'in Delfina'ya ZARA'dan getirdigi elbise Delfi'nin olculerine uymayinca, ZARA'ya gidip elbiseyi baska bir elbiseyle degistirdim. Ama hediye ceki 50TL'lik, benim sectigim elbise 49TL'lik olmasina ragmen dediler ki baska bir sey daha satin almak zorundasiniz, bu bir TL'yi kapatmak icin, islem yapamiyoruz. Ben de olur mu oyle sacmalik cagirin mudurunuzu dedim. Mudur sadece kasiyer kizin dediklerini tekrarladi. Nasil bir 'mudurluk' yapmaktir bu bilemiyorum! Cozum bulamayan mudure ben mudur demem. Neyse, 60TL'lik baska bir elbise secerek ve 10TL daha odeyerek ZARA'nin gonlunu yaptim, onlarin musteri memnuniyeti acisindan sinifta kalma pahasina.
Neyse, yine de guzel bir gundu. Ve ileride de Delfina'mi Topkapi Sarayi'nin bahcesine goturmeyi planliyorum, bir de Arkeoloji Muzesine. 
Bu arada cok sayida Arap turist vardi sarayda. Birden etrafa onlarin gozuyle bakmak istedim. Ne de olsa hepbirlikte Turkler ve Araplar Osmanli imparatorlugu icinde yasamislar. Simdi biz Turk torunlar yasadigimiz sehir icindeki Osmanlica ya da Arapca yazilmis levhalari okuyup anlayamiyoruz. Arap torunlar da su an ziyaret ettikleri ve bir zamanlar yonetildikleri ulkenin dilini anlamiyorlar ama eski levhalardan/eserlerden Arapca olanini okuyup anlayabilip, Osmalica olanlarini okuyorlar ama anlamini anlayamiyorlar. Tabi kafamda daha da derin analizler devam etti sarayin bahcelerinde. 
Daha sonra Asli Borek'te limonatalarimizi icip serinledikten sonra, vapura binip Ortakoy'e gelmek harika oldu..
Topkapi Sarayi'ndan manzara
Charles ve Katrina'yla birlikte
Shhh Delfi arabasinda uyuyor

Gerisi burda...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...