My photo
a utopist, a green, a free soul, a liberal, a young (well let's say 'a new' rather than 'young') mother, a rebel, a thinker, a smiler, a wonderer, a note, a butterfly, a rainbow, a nymph, a kite, a wave, a breeze from the sea, a purple soul, a chocolate-addict, a lover...
Showing posts with label tarif. Show all posts
Showing posts with label tarif. Show all posts

Monday, 2 January 2017

Alternatif Sıcak Kakao Tarifi ve şeker krizleri için Demirhindi

Sıcak çikolata en sevdiğim içeceklerin başında gelir. Ama hamilelik, şeker hastalığı ya da farklı hastalık dönemlerinde hatta genel itibariyle şeker oldukça olumsuz bir gıda oluyor. Hatta öyle ki geçenlerde bir yazı okudum beyni,  insan psikolojisini (özellikle depresyon dönemlerinde) olumsuz etkiliyor. 
Delfina'nın kardeşi an itibariyle içimde büyümekte ve kısmetse 2,5-3 ay sonra kollarımızda olacak. Delfina'ya hamileyken hamile şekeri (gestational diabetes) çıkmıştı bende. O yüzden bu hamileliğimde o korkunç şeker testini yaptırmadan (bence saatlerce aç kalmak ve vücuduna gereksiz şeker yüklemesi yaptırmak çok korkunç bir deneyim) hayatımdan şekeri çıkartma ve ona göre bir diyet uygulama kararı aldım.  Delfina doğduktan sonra tükettiğim şekere dikkat edip, olabildiğince azaltmıştım zaten ama ne yalan söyleyeyim bu son zamanlarda şeker zayıf tarafım oldu ve şu an şekeri tamamen hayatımdan çıkarma konusunda zorlanıyorum hele ki sağolsun eş dost yurtdışı ve yurt içinden enfes çikolatalar hediye ederken zorlanmamak elde değil.
Sevdiğim sıcak çikolata için bir alternatif oluşturdum. 
Tarifi şöyle:

-Çay kaşığının ucuyla kakao
-Çay kaşığının ucuyla zerdeçal 
-Çay kaşığının ucuyla keçiboynuzu tozu
-Sıcak su
-Az süt (ya da sıcak su koymak yerine hepsini sıcak sütle yapabilirsiniz ama ben laktoz intolaranstan ötürü az koyuyorum)
-Eğer dilerseniz eser miktarda hindistancevizi yağı eklerseniz farklı bir aroma elde etmiş oluyorsunuz)
-Ayrıca dilerseniz toz tarçın da ekleyebilirsiniz ama ben tercih etmiyorum.

Evde süt köpürtücüm var, onunla biraz da köpürtüyorum ve afiyetle höpletiyorum. [Süt köpürtücü demişken benim İngiltere'de kullandığım süt köpürtücüsü ile harika köpüklerle dolu frappeler yapardım. Türkiye'ye gelince Tchibo'dan aldım ama sonuç beni hiç memnun etmiyor. Köpük yapsam bile çok çabuk sönüyor. Konuyla ilgili bilgisi olan varsa lütfen aydınlatsın beni. Aletlerin görünüşü aynı ama etkisi aynı değil.]

Bazen gerçekten şeker krizine giriyorum, yaşadığımız soğuk havaların da illa ki buna bir etkisi var. O zaman da çözümüm bol su içmek ve bir ya da iki adet demirhindi yemek.
Demirhindiyi eminim bir Osmanlı şerbeti olarak duymuşsunuzdur. Tayland gibi güney Asya ülkelerinden gelen ve beni harika ve doğal ambalajıyla uzun tefekkürlere daldıran bir meyve. Sanırım Osmanlı zamanında kuru meyve olarak değil de preslenmiş bir şekilde geldiği için şerbetini yapmışlar ama günümüzde bazı aktarlarda ve 3M Migros'ların egzotik meyve satan buzdolabı köşesinde [tabii ki amacım market reklamı yapmak değil, nerde bulduğumu yazmak :) ] 500 gramlık kutularda satın alınabiliyor. Bir tane yemek bile benim şeker yeme ihtiyacımı gideriyor. Delfina bebekliğinden beri parklarda, dışarıda ve evde bol bol yer demirhindiyi.Protein, pektin, C, B1,B2, B3, B5 B6 vitaminleri, fosfor, magnezyum, demir ve bakır gibi mineralleri barındırann bu meyvenin Eminönündeki aktarlardan preslenmiş halini de alıp (kuru meyve halinden daha ucuza geliyor) evde çayını da yapabilirsiniz. Antioksidan özelliği olan, aynı zamanda ateşli hastalıklarda kullanılan bu meyvenin birçok sağlık durumuna da faydası varmış. 
Biz seve seve tüketiyoruz. Herkese afiyet olsun!
Gerisi burda...

Friday, 12 December 2014

Şekersiz pasta kreması ya da çikolatalı mousse

Delfina'ya bebekliğinden beri yemesi çok sağlıklı; potasyum, lif, A, D, E, K vitaminlerini ve antioksidan içeren; kansere karşı koruyucu ve kolestrol düşürmeye yardımcı olan avakado yedirmeye çalışıyorum faydalarından dolayı, ama tadını bir türlü sevemedi. Ben avakadoyu çok seviyorum özellikle süt intolaransı çıktığından beri kahvaltıda ceviz ve zeytinyağıyla karıştırarak peynir yerine avakadoyu severek tüketiyorum.
Geçenlerde İngilizce bir dergide çok güzel bir tarif buldum, biraz üzerinde oynadım ve sonuç harika. Hem Delfina içinde bol bol avakado olmasına rağmen bayıla bayıla yedi hem de yeni, şekersiz ve de başarılı bir tatlı tarifi bulmak beni mutlu etti. Bu tatlı benim Türkiye'de bir türlü bulamadığım ama İngiltere'deyken en sevdiğim tatlı olan çikolatalı mousse'a oldukça benziyor. Hem çikolatalı mousse hem de şekersiz pasta kreması olarak (özellikle doğum günlerinde) kullanılabilir.
Malzemeler: 
  • 2 avakado (soyulmuş ve çekirdeği çıkartılmış)
  • 1 olgun muz
  • 1 çorba kaşığı kakao (benim gibi kakoyu çok sevenler 2 kaşık koyabilir)
  • 1 çorba kaşığı süt kreması (sütü çiğ olarak alıp evde kaynatıyorum. Sütün üstündeki kaymaktan alıp koyuyorum)
  • Dilerseniz tarçın, vanilya da ekleyebilirsiniz.
Hepsini mikserden geçip, buzdolabında 4 saat bekletiyorsunuz. Servis yapılacağı zaman karışımdan bir kaseye koyup üstüne her kase için bir tatlı kaşığı bal (biliyorsunuz bala metal değmemeli, o yüzden tahta kaşıkla) koyup karıştırıp, şekil veriyorsunuz. Ya da pasta kreması olarak kekin üstüne sürebilirsiniz.

Biliyorsunuz Delfina ve ben çekirdekleri parklara, bahçelere, saksılara ekiyoruz, çöpe atmak yerine. Avakado çekirdeklerini de dikmek isterseniz iki çekirdek yanyana koyarak dikmek gerekirmiş, aklınızda olsun.
Afiyetle...

Sugar-free Chocolate Mousse Recipe

Avocado is a very nutritious and it is a delicious source of food. Here is a quick recipe for a healthy, sugar-free and delicious chocolate mousse:

  • 2 avocados (peeled and pitted)
  • 1 ripe banana
  • 1 tablespoon of cacao
  • 1 tablespoon of clotted cream
  • Vanilla or cinnamon (optional)

Beat them all and chill them in the refrigerator for four hours. When you serve it, add one wooden dessertspoonful of honey to each bowl and stir them again. Serve immediately. Enjoy!


Gerisi burda...

Thursday, 6 June 2013

Şekersiz ve pekmezsiz tatlı tarifi / An Easy sugar-free recipe

Son iki buçuk yıldır şekere alternatif gönül rahatlığıyla kızıma verebileceğim bir tatlı tarifi arıyordum. Malumunuz pekmezin ve balın 60-70 derecenin üstünde pişirildiğinde kansorojen maddeye dönüştüğünü öğrendiğimden beri kek ve kurabiyelerde pekmez ve balı kullanamıyordum. Ek bilgi: Delfina [an itibariyle dolu dolu 2.5 yasında] son 6 aydır bol bol bal, tahin-pekmez, arı poleni yiyor. Neyse sözü uzatmayıp hemen tarife geçelim:

1 su bardağı yulaf ezmesi [çok sağlıklıdır, İskoçlar kahvaltıda çok tüketir. Ama tüketildikten sonra dişler fırçalanmalı ya da şu içilmeli çünkü yulafın dişleri çürütücü etkisi var
2 muz
Bir avuç kuru üzüm
2 hurma [çekirdeği çıkarılmış ve küçük küçük kesilmiş]
Delfina sevinçle kurabiyesini yerken

Hepsini karıştırıp, bir tepsiyi yağlayıp, içine karışımı döküp, 175 derece fırında 20 dakika pişirebilirsiniz.
Çok besleyici ve zevkle yenilen bir tarif..
Kırmızı yaban mersini (cranberry) ile de yapıyorum çok güzel oluyor. Elma ya da armut püresiyle de deneyebilirsiniz. Bir kısa not: kuru meyveleri kullanmadan önce mutlaka sıcak suyla yıkayın çünkü ya kumlu oluyor, daha sonra böbrekleri zorluyor, ya da yağ ve şekere banarak kurutuyorlar yaban mersininde olduğu gibi. O yüzden yemeden iyice sıcak suda, hatta birkaç su yıkamalı.

An alternative, yummy and sugar-free recipe:

1 cup of rolled oats
2 bananas
A handful of raisins or dried cranberries
2 pitted and cubed dates 
Mix, grease a tray and put the mixture in and bake for 20 mins at 175 degrees
Enjoy!
Gerisi burda...

Wednesday, 24 April 2013

Bebelere dondurma


Delfina nerden öğrendi bilmiyorum ama dondurmayı öğrendi. Esasında bu o kadar da zor olmamış olsa gerek! Yolda, kitaplarda, televizyonda [her ne kadar evde TV az miktar çizgifilm olarak izlense ve reklamlar kesinlikle izletilmese bile] her yerde dondurma ve tatlılar övülüyor, yüceltiliyor. Yaza yaklaştıkça, yolda dondurma yiyenlerin sayısı arttı ve Delfina sürekli elinde birşey varmışçasına yalama taklidi yapıyor. Benim annem ben küçükken yıllarca küllahın içine reçel koyarak beni soğuk-buzlu olan gıdadan korumuştu. Tabii ki o zaman bilmiyordu ki şeker buzdan daha zararlı! Ama annelik işte: korumacı ve sevecen. Annemin benim üzerimdeki bu titizliği beni hala mutlu ediyor. İnsana çok iyi gelen bir duygu; annenin seni düşünüyor olması...

Ben de Delfina'ma dondurma yapmak için Tchibo'dan silikon dondurma kapları [bunun plastik kapli olanlari da var piyasada ama ben tercih edemiyorum, plastiginin icinde neler oldugunu bilemedigim icin, ne bileyim silikon daha iyi gibi geliyor bana] aldım. İçine evde ne malzeme varsa ona göre dolduruyorum. 

Muzlu Tarif:
Tazeliğini kaybetmiş, kararmış ya da arzunuza göre taptaze muzları dört parçaya bölüp dondurucunuzda her daim hazır edin. Dondurma yapmak için kişi sayısına göre muzları dondurucudan çıkarıp, üstüne 1-2 çorba kaşığı kadar süt ekleyip blenderdan geçirin. Ne kadar harika bir dondurma olduğuna inanamazsınız. Arzu ederseniz içine birkaç çilek ya da başka bir meyve de atabilirsiniz. Delfina bu dondurmanın üstüne dondurma tanımıyor. Aşağıdaki tarifler gibi buzlukta beklemesine de gerek yok. Direkt yapın ve yiyin ;)
Delfi kiwili dondurma yerken

Kiwili tarif:
1 kiwi
1 hurma [çekirdeği alınmış]
1 ufacık muz
Azıcık su
Hepsini blenderdan çekip silikon kabın içine doldurdum.

Çilekli tarif:
4 çilek
2 yemek kaşığı süzme yoğurt
1/4 bardak süt
hepsini blenderdan çekip silikon kabın içine doldurdum.

Karpuzlu ya da kavunlu tarif
Karpuzun ya da kavunun çekirdeklerini çıkartıp, blenderda çekip silikon kabın içine doldurdum.
Not 1: Tarifte verdiğim ölçüler bir silikon kabı içindir.
Not 2: Tarifler  yol gösterici niteliktedir. Siz içine bal, farklı kuru meyveler vs.. ekleyebilirsiniz.


Mantık basit ve kolay. Buzdolabınızdaki meyvelere ve malzemelere göre atmasyon yapılabilir.
Delfina zevkle yiyor, ve artık bana dışardaki dondurmaları göstermeyi bıraktı :)
*** Esasında bu tarif sadece bebekler için değil, büyükler için de. Dışardan satın aldığımız dondurmaların %85'i glikoz şurubuyla yapılıyor ki bu bizim karaciğeri öldürüyor malum. Madem amaç serinlemek, bari sağlıklı  sağlıklı serinleyelim.

Gerisi burda...

Sunday, 9 December 2012

İlaç almamaya doğal çözümlerle direnme ve tatlı krizleri üzerine


İspanya'dan geldiğimizden beri bilumum sağlık sorunları yaşadım. İdrar yolu enfeksiyonunu (İYE) ağır bir şekilde atlattım. Hala 24 aylık ufakça bir 'dana'yı emzirdiğim için antibiyotik ya da herhangi bir ilaç almamak için elimden geleni yaptım. Süreç uzun ve zor geçti.  Ama bu süreç içerisinde birçok şey öğrendim. İdrar yolu enfeksiyonu için neler yaptığımı anlatmak istiyorum ama öncelikle şunu belirteyim, İYE ilerlediği safhalarda böbreğe sıçrayıp, böbreği zor duruma soktuğu için dikkatli davranılmalı, ilaçsız atlatmaya çalışırken. Ben ilaç kullanmamama rağmen her hafta idrar tahlili yaptırdım, durumu görmek için. Neler yaptığıma gelince:


  • Cranberry (solgar kapsül şeklinde) C vitamini açısından çok zengin, ayrıca İYE'ye yakalanmamak için de günlük takviye olarak alınabiliyor, şeker ilave etmeksizin kızılcıktan da yararlanabilirsiniz,
  • Ardıç yağı (her sabah 3 damla bir badak suya damlatarak) özellikle İYE ve gribal hastalıklara çok iyi geliyormuş. Ben kesinlikle faydasını gördüm,
  • Manuka balının (yarım tahta çay kaşığı) antibiyotik özelliği var. Yeni Zelanda'da varolan manuka ağaçlarından arıların yararlanarak ürettiği bir bal bu. Türkiye'de organik dükkanlarda bulunabiliyor. İngiltere'de marketlerde ya da Holland & Barrett'da uygun fiyata bile bulabilirsiniz. Özellikle aç olduğumda, emzirdikten sonra halsiz kaldığımda, enerjim düştüğünde ceviz banarak yiyorum, çok zevkli ve faydalı,
  • Ayağımın altına -topuklarıma- 1 çaykaşığı zeytinyağında seyretilmiş 2 damla has kekik yağı, bu da antibiyotik gibi bir etki yapıyormuş,
  • Yaşadığım yoğun halsizlik için arı poleni (Datça'dan) ve spriluna [ah bu spriluna olmasa ne yapardım],
  • Ayrıca bol bol su ve dinlenme...
  • Bol bol soğan ve sarımsak yeme,
  • Ayrıca sokakta gördüğünüz on kadından dördünde vajinal mantar varmış. Terlemeyle bile oluşan ve üreyen ve hat safhada rahatsız edici, kaşındırıcı olan bu mantarı ilaçla temizlemeye hiç uğraşmayın ya taharet suyunuza bir miktar sirke [1/4 oranında] koyun ya da pamuğa sirke döküp önden arkaya bir kereliğe mahsus kaşıntılı bölgeden geçin. Tamamen temizliyor bölgeyi. Kız çocuklarında da kaşıntı olduğunda sirkeli su kullanabilirsiniz taharet için.

Ve şekeri hayatımdan 3 hafta boyunca çıkardım, nitekim şeker bakteriyi beslermiş, vücudun savunma sistemi şeker vücuda girdikten itibaren 5 saat boyunca çalışmazmış.
Herşeyin en iyisi doğalı.
Delfina şekerle doğduğundan beri pek hatta hemen hemen hiç
muhattap olmadı. Ama baskıyla zorlamayla şeker vermiyor değilim. Geçen gün gittiğimiz bir yerde tuzluları yedi, sonra kurabiyeyi gösterdi. Ben de 'yemesen senin icin daha iyi olur' dedim [itiraf ediyorum bu cümleyi iki kez söyledim] ve yemedi.
O doğal bir güzel :))
Aslına bakarsanız bu son madde oldukça şok edici bir madde. Ben şahsen daha önceleri hasta oldum mu, kendimi halsiz hissettim mi özellikle gidip çikolata yerdim ki enerji versin [bir daha bunu yapmayacağımı söylemedim, nitekim yapacağımı biliyorum]. Ama durum öyle değilmiş! Şekerle ilgili daha önceden de yazdım, neden Delfina'ya şeker vermediğimi vs.. ama nerdeyse her gün şekerin bir zararını daha öğreniyorum. Bir de bu yetmezmiş gibi hasta olduğum süre boyunca keklerde şeker yerine kullandığım pekmezin de esasında 70 derecenin üstüne çıktığında kansorojen maddeye dönüştüğünü öğrenip iyice kafayı sıyırdım diyebilirim. Şekerden vazgeçmek zaten zordu, bir de üstüne şekerin yerine kullandığım pekmezin de kanserojen olduğunu öğrenince bir kez daha kafayı sıyırıp, üstüne Aslı Börek'in vazgeçilemez profiterolunu gidip bir yarım porsiyon yedim (!)
Hayatta insan eleştirdiğini yaşamadan ölmezmiş: ben sigara içenlerin bebekleri olduktan sonra niye sigarayı bırakamadıklarını anlayamadığım konusunda söylene durayım kendim her türlü bağımlıdan bin kat öteyim. Nasıl bırakacağım ben bu mereti?
Neyse yaratıcılığımı konuşturup şöyle bir tarif ortaya koydum çaresizlik içinde çırpınırken:

EsraRca kriz tatlısı:
-İki dilim haşlanmış (düdüklüde) balkabağı
-lor peyniri (tatlı, daha doğrusu tuzsuz)
-1 orta boy elma rendesi
-1 havuç rendesi
- bardaktan bir parmaz az pekmez
-2 avuç dövülmüş ceviz
-yıkanmış ve küçük küçük kesilmiş kuru üzüm, incir, kayısı, hurma
-2 çorba kaşığı toz keçiboynuzu
-vanilya
-tarçin

isterseniz bu malzemelerin hepsini çırpın, kuplara koyun, buzdolabında beklettikten sonra servis yapın ya da bu tarifi biraz daha çılgınlaştırmak isterseniz iki yumurta, yarım bardak fındık yağı, ve kabartma tozu da ekleyin 70 derece fırında 25-30 dakika pişirin. Un koymaya bile gerek yok çünkü kıvamı ben yaptığımda çok güzel oldu. Eğer siz biraz daha köyü olsun istiyorsanız biraz da un (belki yarım bardak) ekleyebilirsiniz ama öyle yaparsanız pişirme süresini daha uzun tutun derim. Çılgın ama çok lezzetli bir tatlı, evet şeker pancarından üretilme şeker yok ama çok da masum değil içinde meyveden gelen früktoz bol miktarda var ve en önemlisi pekmezden gelen yüksek şeker oranı. Azar azar yemesi pek bir keyifli bir tatlı.. Afiyetle, şifayla, sağlıkla...
~
I suffered from a severe urinary tract infection right after I came back from Spain. I did not take any antibiotics (thanks to breastfeeding) and my test results from this morning tells me that I am back to normal. Yay! Here is what I did instead of using medication:
taking cranberry capsules (twice a day); having three drops of juniper oil diluted in a glass of water; eating half wooden teaspoon of manuka honey (it has in vitro antibacterial properties) once a day, bee pollen, spriluna; massaging my heels with oregano oil; having lots of water and rest. Moreover, I had a sugar-free diet, cos I learnt that sugar is a good friend of bacteria and our immune systems can't do anything for 5 hours after an intake of sugar. Well, I gave a sugar-free and made up recipe above but I won't be giving it in English since it is rather difficult to find the ingredients out of Turkey :( But let me know, if you're interested ;)


Gerisi burda...

Saturday, 17 December 2011

Kizimla bir ilk daha: Aşure !!!

Ben her turlu kulturu, adeti, inanci cok severim. Kulturleri calismayi ve kulturler araciligiyla 'insanoglu'nu anlamaya calisirim. Bizim evde dini bayramlardan resmi bayramlara, St. Patrick gununden yortuya, Gündönümü'nden Budha'nin dogum gunune kadar herseyi kutlariz. Amac, eglenmek! Birbirini anlamak! Empati vs. vs..
Ilk yaptigim asure sevgi dagitsin herkese..
Paylasmanin, karsiliksiz vermenin en guzel kutlamalarindan biri olan aşureyi yapmaya karar verdim ben de bu sene. Duyduguma gore Alevilerde aşureyi kiz cocugu olanlar yaparmis ozellikle. Yani tam benlik :) Herhalde sembolik olarak bereketli ve dogurgan olsun vs. diye. 
Umarim benim kizimda gittigi her yere umut cicekleri actirir, sevgiyi, karsilikli anlayisi goturur..
Hani derler ya Nuh'un gemisinde 40 farkli malzeme girmis aşurenin icine diye. Ama saydim saydim annelerimizin yaptigi asurenin icinde hic de oyle 40 malzeme filan yok, hatta 20 tane bile yok :(
Ben de Esraca Nuh'un bile koymadigi malzemeleri koydugumu dusunuyorum. 
Mesela farkli ya da biraz farkli olarak neler mi var?
Rezene: Bunu dedigimde ablam ve annem 'olur mu hic rezene' dediler. Ben de ne guzel fasulyenin gazini alir dedim :) He he he
Belki baskalari da koyuyordur ama benim tariflere ekstra eklediklerim: börülce, bulgur, yulaf, kirmizi mercimek, zencefil, havlucan, safran, kusburnu, hünnap, sahlep, kahve, kakao, sakız [has mi has Sakız adasindan kendim getirdim], hurma aklimda kalanlar. Esasinda lavanta da ekleyecektim ama lavantami nereye koymusum bulamadim.
Annesütü eklemek de aklimdan gecmedi degil ama vazcaydim stril olmaz diye, he he :) Hos, ingiltere'de satilan anne sütlü dondurmayi nasil strelize ediyorlar yaw?
Neyse tadi simdilik guzel, dinlendirmeye biraktim. Bakalim yorumlar nasil olacak :)
Bugun ben aşureyi ilk kez yaptim hayatimda, ve cok eglendim. Cok zevkli yapmasi :)
Ablam da bugun izmir'de aşure yapiyormus. Annem icin ne kadar guzel bir duygu olsa gerek, iki kizi buyumus de asure yapmis :) Bakalim benim kizim aşure yapacak mi? Annesine soracak mi annecim nasil yapilir diye. Aşure benim icin buyumus olmayi gosteriyor. Yani puding gibicocuklugu degil, 'annenin' yaptigi bir tatliyi yapmak, guzel bir gelenegi devam ettirmeyi, buyumus olmayi simgeliyor...


Aşuremin tarifine yogun istek uzerine gelince [bir buyuk tencere icin]:
*Aşure yapmak gönül ve sevgi işi. Sevginizi ve pozitif enerjinizi eklemeyi unutmamak en püf noktası bence. 

* Ben asure yapma surecini kisaltmak icin gidip Fissler marka  düdüklü tencere aldim, ve memnun kaldim. Tavsiye ederim. 
Birinci safha:

  • 250gr aşurelik bugday
  • 1 su bardagi nohut
  • 1 su bardagi fasulye
  • 1 avuç börülce

* Yukarıdaki malzemeleri düdüklü tencerede düdüklünüzün kullanma kılavuzundaki pişirme süresine uygun bir şekilde pişiriyorsunuz. Yalnız buğdayı daha uzun süre bırakmakta fayda var. 
* Hepsi ayri ayri pisirilmeli ama isterseniz börülce ve fasulyeyi birlikte pisirebilirsiniz.
* Nohut ve fasulyenin sari suyu gaz yapmasini onlemek icin mutlaka dokulmeli.


ikinci safha:

  • Portakal kabuklari
  • 9 kuru kayisi
  • 5-6 hurma
  • 1 avuc kuru uzum
  • Yarim kuru incirden az incir

* Hepsi küçük küçük kesilir, geceden suya yatirilir.
* Bir tencereye hepsi konulur, biraz daha su ilave edilip kaynayincaya kadar pisirilir. Ben pismeden once icine küçük küçük dogranmis az miktar kabuksuz elma, bir cay kasigindan az rezene, sakiz attim. Sonradan aklima geldi Nuh'un 40 malzemesini toparlamak adina pekala bir tahta cay kasigi bal da konulabilirdi. 


Ucuncu safha:
Bir cezvenin icine

  • Bir kucuk parca zencefil
  • 12-14 tane karanfil
  • 1 tane kusburnu
  • 1 tane hünnap
  • Bir kucuk parca havlucan
  • 1 cubuk tarcin
  • 1 fiske sahlep
  • 1 fiske safran
  • 1 fiskeden daha az kakao
  • 1 fiskeden daha az kahve

koyup ustune sicak su dokup [esasinda sicak suyun icine bunlari atmak gerekiyor ama tembellik, napayim :)], bir tasim kaynatmaniz gerekiyor.
Dorduncu safha: Asure tenceresini alip icine 
  • 1 su bardagi pirinc
  • 1 tutam kirmizi mercimek
  • 1 tutam bulgur 
  • Biraz yulaf

atip ustu bol su basar suda hasliyorsunuz. Pirinc lapa gibi olmali, ama bol suyla. Sonra sirasiyla bugday, nohut, fasulye, borulce, kuru meyve karisimi, ucuncu safhadaki cezvenin icindeki karisimi suzup suyunu tencerenin icine koyuyorsunuz. Herkes asureyi annesinin yaptigi gibi sever cunku asure esasinda bir annelik tatlisidir, anne olma tatlisidir. O yuzden normaldeanneniz sulu yapiyorsa sulu, yok koyu yapiyorsa koyu oluncaya kadar karistirin.
*Bu islemler olurken tahta kasigi tencereye degdirmemek cok onemli. Annem der ki kasik girdigi andan itibaren karistirman lazim durmaksizin. İşin sırlarından biri buymuş!
*Bir cay bardagi kadar da süt ilave edebilirsiniz sekerden once.
*Şeker koydugunuz anda asure yine sulanmaya basliyor. Şeker bu olculere gore giderseniz takriben yarim kiloyu buluyor, ama sekeri eklerken arada bir istediginiz tada ulasmis mi temiz bir kasik alarak tadip durun. Bu arada iz miktar tuz atmak da adettendir, ben bir de biraz vanilya [yarim paket]  attim, şekeri atarken. 
Ben kaynamaya basladigi ve koyuldugu an altini kapatip demlenmeye biraktim. Dedigim gibi siz daha sulu seviyorsaniz bol suyla pisirin derim.
Besinci safha:  süsleme sanatı

  • Ceviz
  • Fistik
  • Findik
  • Susam
  • Nar
  • Toz tarcin
  • Hindistan cevizi
  • Kuru dut [esasinda icine kaynatilip konulan kuru meyve safhasinda konulabilirdi ama evde yoktu o sirada]

Ve daha hayal gucunuzun istedigi her sey :)
Sanirim 40 malzeme oldu da 40'i gecti bile. Iste size EsraR'ca yapilmis, 40 malzemeli, cok eglenceli bir asure tarifi :)


Kizimin hayatima girmesiyle bir ilk daha gerceklesti: asure... Kizima henuz sekerli gida vermedigim icin o yiyemeyecek ama annesinin sütünden vitaminleri ona gelecek :)
Nice paylasmanin, bereketin oldugu aşure gunlerine...



Gerisi burda...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...