My photo
a utopist, a green, a free soul, a liberal, a young (well let's say 'a new' rather than 'young') mother, a rebel, a thinker, a smiler, a wonderer, a note, a butterfly, a rainbow, a nymph, a kite, a wave, a breeze from the sea, a purple soul, a chocolate-addict, a lover...
Showing posts with label cevre kirliligi. Show all posts
Showing posts with label cevre kirliligi. Show all posts

Saturday, 29 December 2012

Sicaklik, nem, cevreye duyarlilik ve usumek uzerine


Iki gun once bir terim duydum cok hosuma gitti 'psikolojik virus', bu viruse dogduktan sonraki yillarda yakalaniliyormus. Cevremizdekilerin,' aman tasa basma usutursun', 'aman ustune bir sey giy' vs.. demeleri hayat boyu bizde virus olarak kaliyormus ve ne zaman o seyi yapsak hasta oluyormusuz. Benim  annem de hep ekler 'ben sana demedim mi, bak usuttun' diye.. Hani biz tasa basinca idrar yolu iltihabi oluruz, karin agrisi cekeriz ya boyle bir sey yok Avrupa toplumunda. Cok garip degil mi? Turk toplumunda buyumemis arkadaslarima ve akrabalarima soruyorum, size olmuyor mu diye. Olmuyor demekle kalmiyorlar bana uzayli gormus gibi bakiyorlar. Esim de dun sunu dedi, 'butun bir ingiliz/Yeni Zelanda milletinin boyle bir gercegi kacirmis olmasi garip degil mi?' Yani Turk olmayanlarda boyle bir sorun yok, ama bizde var. Biz usuyoruz her seye, hasta oluyoruz her seye. Esim diyor ki Yabanci-Turk is servisindeki insanlarin yarisi serviste bu kis gununde tshirtle oturuyorlarmis, yarisi paltoyla. Bu sizce de biraz garip degil mi? Dun deniz otobusune bindim, birkac dukkana girdim. Her yer cok sicakti ve dun yilin son gunleri olmasina ragmen o kadar guzel bir hava vardi ki, disarida bile paltomu cikarttim.. Ama her dukkan her tasit cayir cayir yaniyordu. Bunun sonucu, sadece hastaliklara davetiyedir. Bogazim o sicak havada kurudu, su an bogazim agriyor. Ve zaten ortamda bir virus, bakteri varsa sicak hava bunu cogaltip, yaymaktan baska ne ise yarar? 'Psikolojik virusler' kanimiza islemis anlayacaginiz :))) 
Bu resmi, gecen sene Singapur'da cekmistim.
Suyun uzerindekiler yeni yil dileklerini gosteriyor.
Benim yeni yil dilegimse, cevreye duyarli,
birbirini seven,
birbiriyle guzellikleri paylasip cogaltan
 bir toplum olmamiz..
Mutlu ve umutlu yeni yillar..
Isin diger bir boyutuysa karbon salinimlari ve evlerimizi isitalim derken cevreye vermis oldugumuz zarar. Turkiye enerji acisindan malumunuz disariya bagli bir ulke ve enerjiyi bilincli kullanmaliyiz diye dusunuyorum. Bu dunyanin insanlarin tuketecegi ne kadar enerjisi var bilmiyorum.. Ama tek bildigim bu enerji uretimi isi, dunyanin omzuna agir geliyor ve sanki cevre kirliligi de dunyanin bize bir ufff demesi. Gozunuzun onunde canlaniyor mu? Yeryuzu, ustunde kara karbondioksit bulutlari, dunyanin cigeri olan ormanlarin  her gun yok olmasi sonucu, dunyanin uretilen karbondiyoksite karsi oksijen uretememesi ve tipki yogun sigara icen biri gibi, dunyanin cigerlerinin tukenip, her off deyisinde enerjisinin zamanla azalmasi ve bir "off kara duman bulutunun" gokyuzunde belirmesi... off ki ne offf...


Aklinizda bulunsun: Evin sicakliginin 21 derecenin ustune cikmamasi cok onemli. Eger evinizin yalitimi vs. iyiyse bunu 17 dereceye kadar mumkunse dusurun.. Sicak hava burnu, genzi, ve bogazlari kuruttugu icin hastaliklara davetiye cikarir. Gece oda sicakliginin ise kesinlikle bir ya da iki derece daha az olmasi gerekir [bebekler icin 17 dereceden daha az degil]. Eger eviniz cok sicaksa, kesinlikle bir nemlendirme [humidifier] cihazi ile evin nemini %50-55'lerde tutulmali, ya da kaloriferin yanina su birakma yoluyla. Ama eger evde nem fazlasi, küf varsa da nem alici [dehumidifier] cihazlarin kullanilmasi gerekmekte. Küfün oldugu bir evde [duvarlariniz gece islak ve soguksa, demek ki binanizin insulasyonu iyi degildir ve evinizde muhtemelen küf vardir] ise, ev ici nem miktarinin %40'i asmamasi gerekir. 
Bir nemlendirme cihazi alirken, cihazda bir nem olcerin ve  zamanlayicinin olmasina dikkat edin derim.
Saglikla.. Nice umutlu yarinlara..
Gerisi burda...

Tuesday, 28 August 2012

Hayatta her sey birbirine baglidir..



Delfi 13 aylik, bir nehre ilk girisi, biraz tedirgin
Yeni Zelanda, Northland

Ben kendimi bildim bileli ütü yapmam. Direkt ben de askılara aşarım, öyle kururlar. Sonra da dolaba. Gömlekler için özellikle dediğim. Ama mutlaka tüm çamaşırlar güneş görerek kurur, bu bakterileri vs. öldürüyor. Hijyen sağlamış oluyor. Güneşe bakan bir balkonum olduğum için şanlısıyım. Olmayanların ütü yapması tabii ki mantıklı. Bir de TR'de kurutma makinasının varlığını anlayamıyorum. Yılın çoğunluğu güneşli geçen bir memlekette neden insanlar çevreye zararlı kurutma makinası almaya çalışıyorlar, anlayamıyorum. İngiltere gibi ülkelerde çamaşır kaloriferin üstüne aşsan bile günlerce kurumuyor. Adamlar tabii ki kurutma makinasını icat etmiş, ama TR'de ne gerek yani? Ütü bildiğim kadarıyla da elektriği en çok  çeken alet. Şunu bilmemiz lazım: hayatta her şey birbirine bağlı. İnsanlar elektriği çok tükettikçe, hükümetler yeni elektrik elde edebilecekleri yöntemler, uygulamalar arayacaklar. Ve bunlar da genelde HES'ler, uranyumlar vs.. vs.. Dünyanın can damarı olan sular hapsediliyor, elektrik üretilebilmesi için. Sular özgürce akamıyor, dünyanın dolaşım sistemi bozuluyor. Vücudunuzda kanın akmadığını düşünün belli bölgelerde, ne olur? Dünyanın da kanı olan suyu akamıyor. Çünkü ordan gelecek olan enerji bizim bazen çarçur ettiğimiz elektriğe dönüştürülmesi için kullanılıyor. Ben ütünün, kurutma makinalarının ciddi sonuçlar doğurduğuna inanıyorum. İnsanlar doğallıktan çıkıp, öyle yapay bir dünya üretmişler ki, bedenimize giydiğimiz kumaş parçasının fonksiyonu önemli değil, hangi marka ve kırışık olup olmadığı önemli..
Önemli rica: İlk cümlemi tekrarlayıp, bir de ilave yapıyorum: Ben kendimi bildim bileli ütü yapmam.Nolur artık garipsemeyin, ben böyleyim...
Çok kafa ütüledim galiba.. Susup bir nefes zamanı..
Sevgiler~~~


Yenı Zelanda'da ozgurce akan bir nehir
Gerisi burda...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...