My photo
a utopist, a green, a free soul, a liberal, a young (well let's say 'a new' rather than 'young') mother, a rebel, a thinker, a smiler, a wonderer, a note, a butterfly, a rainbow, a nymph, a kite, a wave, a breeze from the sea, a purple soul, a chocolate-addict, a lover...
Showing posts with label gulhane parki. Show all posts
Showing posts with label gulhane parki. Show all posts

Sunday, 28 April 2013

Flowers and Istanbul

Istanbul is becoming a city of concrete buildings and tall buildings.
It's not the Istanbul that I moved to in 1999. Lots changed.
Topkapi Palace Garden 
 Yesterday [22 April] we spent the day in Topkapi Palace and Gulhane Park. April is known to be a month of tulips in Istanbul. Tulips have a significance for Turkey: they symbolise God. You can write the word 'lale' which means tulip and 'Allah', the word for God in Islam, using exactly the same letters. That's one of the reasons why you see lots of tulips in Turkish arts, particularly in Turkish tiling. In April, IBB [Istanbul Municipality] surrounds big parks with big beds of tulips. It's pretty to see whole bunches of tulips everywhere but I realised today that the enormous amounts of tulips actually symbolise the crowdedness of Istanbul. The tulips in those gardens [particularly Emirgan, Gulhane and Yildiz Parks] are not naturalistically designed but on the contrary designed so that they are very crowded and packed.
On the 23rd of April, Children's Day in Turkey, we spent the day in Ataturk Arbetorum which is located on the outskirts of the Sariyer district. All green and beautiful.. There were daffodils, buttercups, tulips and some purple and white flowers but all naturally spread out. It was very relaxing and inspiring to look at them. The day that Delfina and I were in Gulhane Park, it was lovely to see millions of tulips but it was nothing compared to our experience at Ataturk Arbetorum.


Young and old scientists
in Ataturk Arbetorum
I guess human nature is changing so very fast and artificially that people don't care about natural harmony anymore. That's because we stopped to look at nature. Throughout the day, what we see in Istanbul is only concrete buildings and rapidly rising skyscrapers. Maybe that's why, naturally, looking for artificial patterns becomes natural in an environment where we only look at artificial concrete buildings. 


Gerisi burda...

Saturday, 19 January 2013

Yollarda kesisen hayatlar

üç anne & üç bebek, keşif peşinde :)
 Gecen Carsamba gunu uc anne [Elçin, Aylin, Esra], uc bebek [Beril, Arın, Delfina] olarak Topkapi Sarayi'nda 2013 Turkiye Çin yili etkinlikleri bunyesinde sergilenen Çin Hazineleri Sergisini  gormeye gittik. Oldukca etkileyiciydi benim acimdan dort Çin askerini ve Çin çömleklerini gormek. Hayal gucunu iyi tetikliyor, askerlerle ilgili bilgileri okumadan once, askerlerin mesleklerini ve kararkterlerini tahmin etmeye calismak. Umarim Çin'e gidip hepsini gormek de nasip olur. Çin kanununa gore bir seferde en fazla dort asker heykeli ulke disina cikabiliyormus. Hem comlek hem cini yapan biri olarak sergi bana oldukca zevk verdi. Sergi salonunun onunde, gunesin altinda ekmek arasi SultanAhmet koftecisinin koftelerini yedikten sonra, Arkeoloji Muzesi'nin sokagindan Gulhane Parki'na indik. Park cok guzeldi, fiskiyeler de mavi mavi calisiyordu. Gunesin altinda kuslarin seslerini dinlerken bir baktim bir Moda'da dolasan ozgur papaganlar Gulhane Parki'nda takiliyorlar. O kadar guzeldi ki danslari ve sakimalari. 
Bahsi gecen papaganlar
->Rivayete gore TR'ye getirilen
bir kus kafesi
dusmus ve icindeki papaganlar
toplu halde firar etmisler,
halen birlikte takiliyorlar zaten :)
Bir sure onlari dinleyip, huzura erdikten sonra yola koyulduk, bir kafede afiyetle kozde pismis Turk kahvemizi icip, biraz yorgunlugumuzu atip, Sirkeci'den gecerekten Emionu vapur iskelesine vardik. Akbilimi basarken, guzel mi guzel bir bebis gordum, sonra Delfina'nin yanina gittim. Sonra arkamdan bir ses: Esra? :) Megersem o guzel bebisin annesi Emziren Anneler'den tanidigim, aylardir epostalastigim, ve bir turlu bulusmayi ayarlayamadigimiz Gamze'ymis :) Beni blogdaki resimlerimden tanimis :) Hayatta ne kadar dongu var, kesisen yollar var, degil mi? Daha sonra Berra ve Delfina vapurda cok guzel oynadilar. Turkiye'ye tasindigimdan beri, internet ortami sayesinde bircok guzel anneyle tanistim ve yollarimizin bir sekilde donup dolasip baglanmasi ne kadar harika :) Bugun de Berra bebegin dogum gunuymus. Iyi ki dogmus, iyi ki dogdular, biz annelerin hayatlarini guzellestirdiler. Sevgiyle ve saglikla buyusunler...
Gerisi burda...

Saturday, 21 July 2012

Istanbul Arkeoloji Muzesi'nde keyifli bir gun ve annelik

Farkina vardim ki; uzun zamandir Delfina'mla istanbul maceralarimiza yer vermiyorum, onun yerine sikayetlerime yer vermisim :(
Maceralarimiza devam!
Temmuz ve Delfi Arkeoloji Muzesinin onunde
 Gecen Persembe sevgili Senem ve sirine Temmuz'un esliginde Istanbul Arkeoloji Muzesi'ne gittik, ordan da Gulhane Parkin'da piknik yaptik. Arkeoloji Muzesi'nin ilk katina cok rahatlikla bebek arabasiyla girip ilk katini gezebilirsiniz. Benim agzimi acik birakan parcalar var muzede, donemin Osmanli topraginin farkli yerlerinden getirilmis lahitler daha neler neler.. Tabii ki Turkiye'de zaten muze gezen pek olmadigi icin, hele bebegiyle gezen anne olmadigi icin sanirim hem guvenlik gorevlilerini hem de sicaklardan ayila bayila calisan muze yonetimini daha bilincli muzecilik adina egitmek, tavsiyelerde bulunmak yine 'gecis donemi' annelerine, yani bize dusuyor. Bir kapiyi, bir pencereyi acmak ne kadar sancili degil mi? Ama kurulmus kopruler uzerinden yurumek ne kadar kolay... Bu donem Turkiye'sinde yasayan, evde oturmayan, cocuklarini ev gezmesi (!) yerine muzelere, parklara goturen annelerin yasadigi bazi zorluklar var, ama bunlar da asilacak. Ve benim kizim kendi bebegiyle gezmek istediginde daha kolay olacak hersey diye umut ediyorum...

Sevgili anneler, artik ev ev gezmekten sıkıldıysanız, ve yasadiginiz sehri gezmek istiyorsaniz, diger annelerle muze bahcelerinde bulusmak istiyorsaniz [kapali alan kafeler yerine], işe bir muzekart almakla baslayabilirsiniz ;) Muzekart [http://www.muzekart.com/], Nisan ayindan beri zamli fiyatiyla 30TL olarak karsimizda. Ziyaret edebileceginiz muze ve oren yerlerinin listesine su adresten ulasabilirsiniz: http://dosim.kulturturizm.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF3143C82B0599388A
Bu kartla yil boyunca yukardaki baglantida yer alan istediginiz muzeye ucretsiz girebilirsiniz. Buyuk kolaylik! Hatta ayin basinda alirsaniz karti, 13 aylik bir kart olmus oluyor. Aldiginiz ayin bir sene sonraki son gunu kart kullanimi bitiyor. Ama her seferinde fotografla basvurmaniza gerek de yok, bir kere kart cikarttiginizda sisteme otomatikman kayitli oluyorsunuz. Ve kolaylikla yeni kartiniza kavusuyorsunuz.
Muze bekcileri yakalamadan kacma pesinde olan Delfi

Delfi Cinili Kosk'te saklambac oynarken
Ben ve Delfina Arkeoloji muzesinin (IAM) bahcesindeki kafede kesinlikle huzur bulduk ki Delfi baya uzun bir sure agaclarin altinda uyudu :) Bu esnada Senem'le de sohbet etmek cok keyifliydi tabi :) Mutlaka salık veririm, siz de gidin Arkeoloji muzesinin bahcesinde bir keyif yapin ;) Ama Turkiye'deki muzecilik anlayisi degisip, cocuklara yonelik olmaya da baslamali. Cocuklar gittikleri muzede konuyla ilgili aktivite yapabilmeli. Yurtdisindaki tum muzeler boyle. Mesela IAM'de orjinalinde renkli olan bir lahitin (su an beyaz gozukuyor), aslındaki canlandırmasını yapmışlar. İşte tam o köşeye cocuklara boya kalemleri ve lahitin siyah-beyaz cizilmis bir ornegini koyup, cocuklarin kendilerine ozgu renklendirme calismasi yapmasi beklenebilir. Ve bunun icin muzenin cok buyuk paralar filan harcamasina da gerek yok. Boyle uygulamalar gelse, eminim hem Turkiye'de muzeciligi kuran Osman Hamdi Bey'in kemikleri hem de anneler rahat eder ;)

Çinili Köşk'e giris bebek arabasiyla zor, ama bizim yaptigimiz gibi bebek arabanizi asagida birakip gezebilirsiniz. Ya da bir gorevlinin yardimiyla ust kata cikip gezebilirsiniz. Maalesef Çinili Köşk'un icinde pek de çini yok ki bence bu eksiklik. Ama Canakkale, Iznik, Kutahya ve Selcuklu cinilerinden kucuk bir ornekleme hos ;) Osman Hamdi Bey'in Kaplumbaga Terbiyeci'sini bilmeyen yoktur. O ve diger tablolar Çinili Köşk'te yapilmis, o yuzden orjinal mimariyi gormek cok heyecan verici.

IAM'ne gitmenizi, ardindan da bizim yaptigimiz gibi Gulhane Park'inda piknik yapip, oyun parkinda oynamanizi salik veririm. Pufur pufur esiyor iki mekan da. Bu sicaklarda isim ne demeyin, yaniniza piknik malzemelerini alip sabah sicaklar bastirmadan yola cikin. Buna degecek, hele yaninizda arkadaslar, canlar varsa  ;)
Cinili Kosk'e gitmeden once
Tabi bir de bunu da yazmadan edemeyecegim: biz muzeye dogru sabah yol alirken vapurda genc bir kadin geldi, 'cocuk usumez mi' dedi, 'yok iyiyiz biz' dedim. Sonra tekrar dondu, 'siz annesi misiniz?' diye sordu. 'Evet' dedim. 'Allah bagislasin' diyip, 'ama bu cocuk boyle usutmez mi?' dedi. Sabah oldugu icin sanirim baya bir sabirliymisim, 'sakinan goze cop batarmis, herseye pinpiriklenmemeli'dedim. Kadin beni kinayan bakislarla uzaklasti. Nasil bir olaydir bu? Cok yuksek olasilikla kendisi anne olmayan biri gelip beni iyi anne olmamakla itham ediyor. Zaten o yuzden annesi misiniz diye soruyor. Cunku boyle anneligi olsa olsa bakicilar yapar seklinde. Ya bu davranisin Turk insaninin iyi niyetinden oldugunu dusunmek istiyorum ama sunu da ogrenmeli insanlar: bir bebegin neye ihtiyaci oldugunu, bir seyin bebegi icin iyi olup olmadigini en dogalindan ANNESI bilir! Evet ben Delfina'yi ceyranda birakiyor, terlediginde arkasina havlu sokmuyor,atlet giydirimiyor, soguk su iciriyor olabilirim. Ama bunlarin beni kotu anne yaptigini da zerre dusunmuyorum. Daha onceden de yazdim, yine yaziyorum. Cok korumaci bir toplumuz ama cocuklarimiza surekli 'aman yapma duseceksin, simdi bir yerini parcalayacaksin' diye diye korkak insan toplumlari yetistiriyoruz. Ben hayallerini gerceklestirmekten korkmayacak, ve hayallerini gerceklestirebilmek icin dayanikli; sagligi da buna elveren bir birey yetistirmek istiyorum. Beni annem asiri hijyenik bir ortamda, ic camasirlarimi bile utuleyerek buyuttu. Bana ortopedik ayakkabilar aldi, arkama hep havlu koydu. O hasta olmayayim diye herseyi yaptikca ben astim alerjik buyudum. Neden? Cunku vucudum yeterince mikroplara bagisiklik kazanmadi. Istedigim ayakkabiyi giyemiyorum, cunku annem en iyisi oldugunu dusundugu icin bana hep ortopedik ayakkabi aldi, ve benim ayak tabanimdaki her kas ozgurce gelisemedigi icin ben hep spor ayakkabi ya da ortopedik ayakkabi giymek zorundayim. Bu butun iyi niyetle yapilmis isler annemi kotu anne yapar mi? Tabii ki hayir! Cunku o bir anne olarak benim icin elinden geldigince en iyisini yapti. Harika bir anneydi. Hala cocugu icin en iyisini yapmaya calisiyor, kendi bildiklerince. Benim yaptiklarim da Delfina'nin iyiligi icin, kendi bildigimce, kendi arastirdigimca. Her anne o cocuk icin en iyi annedir. Anneler yavrulari icin en iyisini bilirler. Ey toplum cahil cahil karismayin artik her annenin isine. Birakin anneler de ozgurce buyutsunler yavrularini stressiz, uzuntusuz...
Sevgiyle..
EsraR~~~
Gerisi burda...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...