My photo
a utopist, a green, a free soul, a liberal, a young (well let's say 'a new' rather than 'young') mother, a rebel, a thinker, a smiler, a wonderer, a note, a butterfly, a rainbow, a nymph, a kite, a wave, a breeze from the sea, a purple soul, a chocolate-addict, a lover...
Showing posts with label ev yapimi. Show all posts
Showing posts with label ev yapimi. Show all posts

Tuesday, 1 December 2015

Ev yapımı Parfüm

Delfina Ada artık bir bebek değil, tam 5 yasında bir çocuk. O yüzden yanlış hatırlamıyorsam o 5 aylıktan beri yazdığım bu bloğun 'doğal bebek bakımı', 'bebekle gezme' gibi başlıklardan oluşması komik gelmeye başladı :)
Tabii bebeklikten çocukluğa geçerken ihtiyaçlar da değişmeye başladı.
Mesela artık Delfina annesi gibi parfüm sıkmak, anne kıyafetleri giymek istiyor. Ben de küçükken annemin parfümlerini kullanır, dayımın Parfümerisine gidip orda makyözlerin beni süslemesini; kuzenim Fatoş Ablamın bana makyaj yapmasını isterdim. Evde de annemin topuklu ayakkabılarını ve kokoş annemin kürkünü (!) giymeye çalışırdım her fırsatta. Bazen o günleri düşünüp şimdiki halime şaşıyorum :) Sanırım çocukluk dönemindeki tatmin insanın geri kalan hayatını da etkiliyor. Bu düşünceden yola çıkarak Delfina'ma parfüm yapmaya karar verdim. Ben yıllardır bu blogda da yazdığım gibi anti-perspirant diye sınıflandırılan yani terlemeyi engelleyen koku gidericileri yıllardır kullanmıyorum sağlığa zararlarından ötürü. Onun yerine kendi yaptığım sirkeyi spreyliyorum koltuk altıma. Ama nedense parfümü hiç sorgulamamışım. Hoş, çok da kullanmıyorum ve kesinlikle cildimin üstüne sıkmıyorum ama yine de belki 8-10 yıl önce İngiltere ve Tayland'dan almış olduğum iki parfüm şişesini kullanıyorum son 8 yıldır. Anne olduğumdan beri kullandığım birçok malzemeyi, ürünü sorguladım ama neden parfümü sorgulamamışım ben de bilmiyorum. Ama inanın yapımı çok kolay ve çok etkili.

Tarif

  • Hazır ve ucuz parfüm satan bir dükkana gidip 50ml'lik bir parfüm şişesi alın, ya da eski şişelerinizden birini kullanabiliyorsanız kullanın.
  • Şişenin içini içme suyuyla doldurun ve içine birer silme çay kaşığı tuz ve karbonat ekleyin (bozulmayı engellemek için)
  • Bir aktardan dilediğiniz kokunun yağını (fiyatlar 5-10 TL arası) alın. Ben Delfina için menekşe aldım, ama yakın bir zamanda kendim için yasemin de alacağım.
  • Seçtiğiniz kokunun yağından şişenin içine arzunuza göre 10-15 damla damlatın.
  • Sprey kapağını kapatın.
  • Çocuğunuz için hatta kendiniz için bile yaptıysanız üstüne yapışkanlı etiket yapıştırın.
  • Her kullanım öncesi şöyle bir hafif çalkalayıp, kullanın. Hepsi bu!


Delfina'nın okulunda Çarşamba günleri 'göster-anlat' günü. Delfina kendi parfümünü okulunda arkadaşlarına anlattı. Hepsi bayılmış ve denemiş. Delfina için de çok başarılı bir 'göster-anlat' performansı olmuş olduğuna inanıyorum :) İnsanın kendi yaptığı şeyi anlatması ve göstermesi gibisi var mı ya :)) Çocuklar için de herhangi bir ürünün yapılabilir olduğunu göstermek adına önemli bir çalışmaydı kanımca.

Bu parfümü artık ben de kullanıyorum. Hani bazı parfümler vardır bir sürersiniz, nereye giderseniz gidin kokunuzu bırakır (kullanma miktarıyla da doğru orantılı olarak). Tabii ki bu parfüm öyle değil. Benim amacım ter kokmamak ve bu parfüm de bunu başarıyla yerine getiriyor. Daha kalıcı etkisi olan parfüm yapmak isterseniz Eminönü'ndeki Mısır Çarşısı'nda bulunan aktarlara gidip, örneğin 3ml yasemin esansını 35 TL'ye satın alabilirsiniz. Bu miktardan da 150 ml'lik parfüm çıkarabilirsiniz. Bu esansı biraz saf su ve kimya labaratuarlarından alabileceğiniz kokusuz parfüm yapımı için kullanılan bir yağ olan DPG ile karıştırmanız gerekiyor parfümün etkisini uzun süreye yaymak için.
Benden bu kadar. Parfümünüzü hem çocuğunuz hem kendiniz için bu kadar kolay bir yolla yapabilirsiniz. Önerilerinizi ve deneyimlerinizi bekliyorum.
Sevgiyle ve güzel kokularla..
Gerisi burda...

Sunday, 15 March 2015

Home made Peanut Butter / Ev-yapımı Fıstık Ezmesi

Peanut butter is one of the things that is not that easy to find in Turkish supermarkets. They are a bit expensive compared to similar jarred, processed food. Well, as I used to / had to make make my own yoghurt or bread when I used to live outside Turkey, I decided to make peanut butter for my husband who loves peanut butter a lot. I went to one of the herb shops (aktar), that you can find pretty much everywhere in Turkey, and bought 250 grams of ground peanuts. When I came home I washed them and put them in a blender and then added half a glass of drinking water, 1.5 teaspoons of salt, 2 tablespoons of hazelnut oil and blended them till they got smooth and creamy. We quite liked it, hope you enjoy it too! If you like your peanut butter not savoury but sweet, you can add as much brown sugar or honey (make sure the honey doesn't touch any piece of metal as this changes the chemistry in honey. I prefer using wooden spoons when it comes to honey) as you want. Enjoy!



Ben lisedeyken ileride ekmeğini, yoğurdunu, humusunu, peynirini, kremini, diş macununu ileride kendin yapacaksın deseler inanmazdım. Kore'ye ilk gittiğimde peynir, yoğurt yoktu ve benim olmazsa olmazlarımdı. Ekmeğin tadı da yumuşak, şekerli, ıslak gibiydi. O yüzden ilk olarak Kore'de başladım ekmeğimi yoğurmaya, yoğurdumu mayalamaya. En kolay yoğurt mayaladığım ülke de Kore oldu çünkü tüm evler yerden ısıtmalı Kore'de. O yüzden sütü alıp ısıtıp, [içine Hollandalı bir markanın yarısı müesli, yarısı yoğurt olan ürününü alıp, sadece yoğurt olan kısmını yoğurdun ilk mayasını oluşturacak şekilde kullanıyordum, ardından da hep yoğurdun kendinden mayasını alıyordum], içine mayayı koyup kabı hiç sarmadan direkt yerin üstüne koyuyordum, yerden gelen ısıyla birkaç saat içinde yoğurdum hazır oluyordu, hem de ne yoğurt oluyordu kaymaksı :)
Türkiye'de çok şükür her istediğimizi buluyoruz diyebiliriz. Eşim fıstık ezmesini çok seviyor ama anlamadığımız bir nedenden dolayı tatlı değil de tuzlu fıstık ezmelerinin fiyatı bulsanız bile çok pahalı. Ben de çoğu şeyde olduğu gibi kendim yapmaya karar verdim fıstık ezmesini. Hiç bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. Aktardan yer fıstığı aldım eve geldim. Malzemeler:
  • 250 gram yer fıstığı
  • Yarım su bardağı içme suyu
  • 1,5 çay kaşığı tuz
  • 2 çorba kaşığı fındık yağı
Öncelikle fıstıkları yıkamanız gerekiyor, üstünde kalan kumlardan temizlemek için [aktardan aldığım rezene tohumundan, kuru duta kadar herşeyi yıkarım çünkü nasıl kurutulduklarını bilmiyoruz ve üstlerinde mutlaka kum kalıyor ve zavallı böbreklerimizi zorluyor, özellikle çocukların].
Kabuklarını ister koyun ister soymayın. Yıkama esnasında çok çabuk soyuldu kabukları, ama eşim marketten aldığımız yer fıstığı ezmelerinin renginin bizim evde yaptığımızdan daha koyu renkli olmasının nedenini kabuklarıyla ezilmiş olmalarına bağladı. Biz de ayıklamış olduğum kabukları atmadık, bugün köri yaparsak içine koyacağız. Zaten bir yerde okumuştum fıstıkların kabuklarıyla tüketilmesi gerektiğini. Ayrıca kağıt boyamada kullanılabilir kabuklar diye düşündüm. Hepsini doğrayıcının içine koyup iyice kremamsi oluncaya kadar doğrayıcıdan geçiriyorsunuz ve fıstık ezmeniz hazır. Eğer tatlı fıstık ezmesi seviyorsanız içine ağız tadınıza göre kahverengi şeker ya da doğrayıcıdan çıkardıktan sonra tahta kaşıkla bal koyabilirsiniz.
Gezmek ve anneliğin bana öğrettiği ana şey: herşeyi kendin yapabilirsin ;)
Gerisi burda...

Tuesday, 4 March 2014

Bir şişe sirke nelere kadir!

Sirkenin faydalarını çok duymuşsunuzdur, ben de sirkeyi çok sevip, günlük hayatta çok kullananlardanım. Seyahate çıkarken yanıma aldığım ana malzemelerden hatta.Neden mi? Çünkü sirkeyi
Koltuk altı için roll-on: Koltuk altında oluşan ter kokusuna birebir. Bazı insanların ter yapısı farklı olduğu için sirke yerine karbonat kullanmaları gerekebilir. Giyinmeden önce bir kez koltukaltıma spreyliyorum ve ter kokusu oluşmuyor. Malumunuz piyasadaki roll-onlar terlemeyi önlediği için (anti-perspirant) koltukaltında beze oluşumuna neden oluyor. Vücudumuzun terlemeye ihtiyacı var, bunu baskılamak sadece sağlık sorunu oluşturuyor. Halbuki sirke orda kötü kokuya neden olan bakterinin oluşmasını engelliyor.
Saç açıcı (saç kremi niyetine): Yıkandıktan sonra sirkeyi saçınıza spreyleyin ve tarayın. Saçınızın anında açıldığını ve yumuşadığını göreceksiniz. Herkes koku olmuyor mu diye soruyor, ilk sıkarken tabii ki sirkeyi kokluyorsunuz [ki ev yapımı sirke bence çok güzel kokuyor] ama 15 saniye sonra kayboluyor koku. Ayriyeten sirkenin olduğu saça bit gelmiyor diye de duymuşluğum var, ama referansım yok.
No-poo diye bir teknik var saç yıkamada. Bu tekniği kendim denemedim [en kısa zamanda deneyeceğim] ama şöyle: bol kimyasallı piyasa şampuanı kullanmıyorsunuz saç yıkarken, onun yerine 1 çorba kaşığı karbonatı bir bardak suyun içinde eritip, saçınızı karışımla yıkıyorsunuz. Ardından yine aynı şekilde 1 çorba kaşığı elma sirkesini bir bardak suyun içine karıştırıp saçınıza döküyorsunuz, böylece saçlarınız bir nevi kremlenmiş yani yumuşamış oluyor. Daha çok bilgi için, tıklayabilirsiniz.
İdrar yolları enfeksiyonunda, daha doğrusu onunla birlikte gelen vajinal kaşıntıyı yokedici. Taharet esnasında vajinal bölgeye sirkeyi spreyleyin, sizi rahatsız eden kaşıntının hemen yokolduğunu göreceksiniz.Her üç kadının biri bu sorunla karşı karşıya ve çözümü bu kadar basit. 
Kıl kurduna karşı taharette kullanarak etkili bir ilaç.
Boğaz ağrısı olduğunda gargara olarak kullanılan bir ilaç: bunu mecburi kaldığımda kullanıyorum, çünkü sirke boğazı biraz tahsis de edebiliyor. Sirkeye başvurmadan önce karbonatlı ya da tuzlu su daha iyi bir alternatif.
*Yola çıkmadan önce ucuz parfüm satan dükkanlardan edindiğim cam şişenin içine koyuyorum ve nereye gidersem yanımda taşıyorum. Sirkenin elma sirkesi ve organik elma sirkesi olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü marketten alınan şirkelerin asit oranı %20'yi geçenlerinde petrol türevinden yapılmış olma ihtimali varmış ve de market sirkelerinin hepsinde potasyum koyuyorlar. Yeri geldiğinde yüzlerce lirayı bir kozmetik ürününe verebiliyoruz, varsın sirke en kalitesinden olsun bu kadar mucizevi özellikleri birarada barındırdıktan sonra :)

Sirkeyi evde de yapabilirsiniz! 

Hazır elma mevsimi geldi [bu yazıyı yazmaya ilk başladığımda gelmişti, ama internette okudum ki muzdan bile sirke yapan varmış, o yüzden mutlaka denemeli]. Eğer organik elmaların kabuklarını soyup atıyorsanız, ya da elmalar bozulmaya başladıysa [küf hariç, küf varsa sirke olmaz] başladıysa sakın atmayın:
Benim elmalarım sirke oldu bile
Şimdi sıra süzmede ve
şişelere koymada

  1. İster elmanın sadece soyulmuş kabuklarını, ister elmaları 6-7 parçaya bölüp su dolu bir cam şişenin içine doğrayıp koyun,
  2. İçine birkaç nohut atın,
  3. Arzuya göre bir silme çorba kaşığı şeker ya da bal, 
  4. Bir çay kaşığı tuz 
  5. Güneş alan (ama direkt güneş ışığı değil) bir yerde 6-8 hafta arası bekletin.  

Tadına bakarak sirkenin olup olmadığını anlayabilirsiniz. Sirkenin üstünde küf olursa, o sirke tutmamıştır. Eğer beyazımsı bir tabaka varsa, hiç sorun yok. Hatta o beyazlık sirke anasının oluştuğunu gösteriyor,  bir sonraki sirke yapımında kullanın. Organik elma kullanın demedeki neden market elmalarını hemen bozulmasın diye parafinle spreyliyorlarmış diye duydum.
Sirkenin faydaları saymakla bitmiyor esasında:
Kemik erimesi ve vücut ağrıları için her gün aç karnına [sabah ve akşam] bir tatlı kaşığı organik elma sirkesini bir çay bardağı oda sıcaklığındaki suya ekleyip, balla tatlandırıp içmek iyi geliyor.
Temizlik sıvısı: yapmak çok kolay. Bir ölçü sirke, üç ölçü su, karıştırıp sprey şişesine koyun ve mutfak ve tuvaletlerde kullanmak için harika bir temizlik malzemesi. Tıkanmış lavabo içinse tek ihtiyacınız olan karbonat, sirke ve sıcak su. Kimyasallara gerek yok, güzelim deniz canlıları için denizlerimiz kimyasalsız kalabilir, bu bizim elimizde.
Halı silerken deterjan yerine sirke koyarsanız halılarınız hem parıldar hem de bakterileri öldürür.
Çocuğunuz koltuğun üstündeyken çişini tutamadı ve koltuğa mı işedi? Hemen sirkeli su, bakterileri güzelce öldürüp, kötü kokuyu önlüyor.
Salatalara koyup yemek pek şifalı.
Ve daha neler neler...
Marketler temizlik, vücut bakımı için kıyamet gibi ürünle dolu ve bu ürünleri aldığımızda ortaya çıkan kıyamet gibi plastik çöplükleri, kirlenen su kaynakları vs. Halbuki hayatı kirletmeden, doğal yaşama yük olmadan yaşamak basit. Böylelikle saatlerce süpermarketlerde vakit harcamak da yok. Son olarak da sirkenin kullanım alanlarını gösteren bir video.

Gerisi burda...

Friday, 12 July 2013

Ev-yapımı Güneş Kremi

Güneş kremlerinin; hormonları nasıl etkilediklerini ve farklı markalar hakkında kıyamet gibi bilgi bulabilirsiniz farklı bloglarda ve internet sitelerinde. Ben de her anne gibi çocuğu için en iyisini araştıran bir anne olarak güneşten korunma konusunda okumaya ve çevremle konuşmaya başladım. Okudukça okudum. Ve yabancı bir markaya sadece 100ml için dolar üzerinden birsürü para bayılmaktansa, kremi kendim yapmaya karar verdim :)
Tarifimi paylaşmadan önce güneşle ve güneşlenmeyle ilgili bakış açımı sunmak isterim.

Güneş evet birçok açıdan mucizevi bir kaynak olsa da unutmamak gerekir ki güneşin ciddi yaşlandırıcı bir etkisi var ve Yeni Zelanda gibi ozon tabakasının ince olduğu ülkelerde cilt kanseri vakaları fazla. Diğer bir açıdan güneş kremleri hep yegane koruyucu gibi lanse ediliyor. Niye? Çünkü ardında kocaman ve pahalı bir endüstri var. Güneş kremlerinin içindekiler kısmına bir bakın, kaç kelimeyi anlayabiliyorsunuz bir düşünün. İçeriğini anlayamadığımız ürünleri ve vücudumuza olan etkilerini bilmeden maalesef ki alıp herşeyi emen cildimize düşünmeden sürebiliyoruz. Peki çocuklarımız?
Kızımla olan yolculuğumuz bana hayattaki herşeyi yeniden ve yeniden sorgulattı/sorgulatıyor. Bundan dört yıl önce birisi dese, ben güneş kremimi kendim yapıyorum diye, garip garip bakardım sanırım ama bugün oturdum tüm yaz boyunca yetecek güneş kremini kendim yaptım.
Tabi güneş kremi güneşten korunmayı tam sağlamıyor. Yıllardır şöyle bir gözlemim var: nedense gençliğinden beri bol bol güneşlenmiş yaşlı teyzeler, diğer yaşıtlarına göre çok daha buruşuk ve kırışık ciltliler. Muhtemelen gözlemim çok öznel ama nedense hep öyle gördüm. Ben ne zaman korumasız cildimi güneşe maruz bıraksam hemen cildimdeki benler çoğalır, cildim kızarır, ben küçük küçük sivilceler çıkar. Cildim güneşi maalesef çok tolere edemiyor. Evet korumasız her gün 10 dakika güneş banyosu yapmak çok yararlı, peki günün geri kalanında?
Ben giysilerle korunmaya inanıyorum. Bir uzun kollu bluz 15 derece güneş koruması sağlıyor. Bunu şapkayla destekleyerek güneş kremi kullanmadan dışarda gönül rahatlığıyla geziyorum [Yeni Zelanda hariç, çünkü güneşin, ince ozon tabakasından mütevellid ciddi yakıcı etkisi var]. Delfina plajdayken UVA korumalı mayoları var iki set, onları giyiyor ve tabii ki kafaya şapka. Güneş gözlüğünü istediğinde takıyor, onu da gözlükçüden aldık.
Özellikle 2 yasına kadarki tatillerimizde güneş ışınlarının dik geldiği 10-4 arası saatlerde plaja gitmedik. Unutmayın, tehlikeli saatlerde gölgede oturmak, güneşe maruz kalmadığınız anlamına gelmiyor. Beyaz taştan, kumdan, yerdeki fayanstan güneş ışınları yansıyıp tekrar size ve bebeğinize gelebiliyor ve zararlı olabiliyor. Dikkatli olmak lazım.
Korumasız, uzun süre ve aşırı süre olan güneşlenmeye inanmıyorum.
Kendim adıma da uzun süre güneş altında kalıp, ardından yaşlandırmayı geciktirici (!) kremler sürmeye de inanmıyorum.
Gelelim ev yapımı güneş kremimize. Güneş kremimizin ana koruyucu özellikte olan maddesi çinko oksit [zinc oxide]. Bilen bilir, İngiliz kolonisi ülkelerde cricket çok ünlü bir spor/oyundur. Cricket oyuncuları uzun süre güneş altında kaldıkları için yüzlerine kalınca bir katman çinko oksit sürerler. Çinkoyu araştırırken diş dolgularında da kullanıldığını öğrendim. Hemen dişçi olan kuzenimi aradım. O da onayladı, öyle ki dolguları doldurmadan önce çinko oksit sürüyorlarmış karanfil yağıyla birlikte, ve bu çinko oksit diş röntgeni çekildiğinde maddenin altında kalan yapıyı göstermiyormuş. Yani ışınlara karşı çok etkili, katman oluşturuyor. Öte yandan, doğada direkt bulunabilen bir madde değil, sentetik bir madde. Forumlarda susam yağının da güneş koruması için kullanıldığını öğrendim. Ama daha sonra susam yağının kılları güçlendirdiğini ve kıl oranını arttırdığını okudum. Ama evet yağlar içinde en yüksek faktör [SPF 15] koruma sağlayan yağ susam yağıymış. Yine de kıl konusuna kıl olaraktan güneş kreminde yer almamasına ve çinko bazlı bir tarif yapmak istediğime karar verdim.
Wellness Mama'dan bir tarif gördüm ve onu uygulamaya karar verdim.
Tarifimiz şöyle:


Ev-yapımı güneş kremi:


  • 1/2 bardak sızma zeytinyağı
  • 1/4 bardak organik hindistan cevizi yağı [doğal SPF 4)
  • 1/4 bardak balmumu
  • 2 çorba kaşığı organik karite yağı [Shea Butter] [Doğal SPF 4-5]
  • 2 çorba kaşığı nano olmayan çinko oksit [20+ SPF]
  • 1 damla organik çayağacı ya da biberiye yağı [tercihinize bağlı]
  • 2 damla yasemin yağı [tercihinize bağlı]

Nasıl yapılır?

  1. Çinko oksit ve esansiyel yağlar [çayağacı ve yasemin] hariç tüm malzemeleri bir cam kavanoza koydum.
  2. Ocağa bir küçük tencere koyup, içine iki su bardağı kadar su koyup, kaynatmaya başladım. Bu esnada cam kavanozu benmari usulü tencerenin içine yerleştirdim.
  3. Hepsi eriyip, kaynaştıktan sonra, ağzımı bir tülbentle kapayıp iki kaşık çinko oksiti [direkt solunulmaması tavsiye ediliyor] sıvı haline gelen diğer malzemelerle karıştırdım
  4. Çinkoyu ekledikten sonra cam kavanozu tencereden çıkarttım ve karıştırmaya devam ettim
  5. Sıcaklık biraz soğuyunca içlerine esansiyel yağlarımı ekleyip şişelerime kremi koydum, soğumaya bıraktım.

Hepsi bu!
Verdiğim tarif üzerinden 40 ml'lik dört şişe çıkıyor
Notlar ve Püf noktaları

  • Karite yağının hücre yenileyici özelliği var, kırışıklıklar için kullanılan bir yağ. Ayrıca, karite yağını koymamızın ana nedeni waterproof yani şu geçirmez özelliği katması kremimize.
  • Hindistan cevizinin faydaları saymakla bitmiyor zaten.
  • Balmumu konusunda dikkatli olmalısınız. Piyasada satılan birçok balmumu parafin içeriyor doğal değil. Bu tarz balmumları ucuz ve aldatıcı. Kaş yapıyorum derken göz çıkartmamak gerekiyor. Malzemelerinizi aldığınız tedarikçiyi iyi seçmeli, bol sorular sormalısınız. Ben arıcılardan alıyorum hakiki balmumunu.
  • Esansiyel yağlara gelince: Bu tamamen tercih meselesi. Ben şişe içinde herhangi bir bakteri oluşumunu engellemek için çayağacı damlattım 1 damla kadar. Kokusunu güzelleştirmek adına da evde olan yasemin yağını kullandım. Sizde mesela vanilya yağı ya da başka bir yağ varsa kullanabilirsiniz. Yalnız turunçgillerden olan yağları kullanmamanızı tavsiye ediyorum. Çünkü ciltte leke birabildiği söyleniyor. Güneş kreminde kullanılmaması gereken esansiyel yağların bir listesini buradan bulabilirsiniz.
  • Çinko oksiti bulmak biraz zor. Kimse iki çorba kaşığı kadar nereden alınır bilmiyor. Çok araştırmam gerekti ama sonunda buldum. Buldum da öyle iki çorba kaşığı kadar satan yer bulamadım ve kilolarca almak zorunda kaldım. Dileyenlere maaliyetini karşılayacak şekilde iki çorba kaşığı tedarik edebilirim. Ya da bu kadar ürünü hazırlamakla uğraşamam diyenlere, yardımcı olabilirim. Özelden bana yazabilirsiniz: korinakrem@gmail.com. Benim kullandığım çinko oksit en üst seviye altın mühür diye geçiyor. Dikkat etmeniz gereken şey nano teknolojisi olmamalı çinko oksit. Zaten nano olan çok pahalı oluyormuş. Nano teknoloji ile üretilenler derinin altından vücuda sızıyor, derinin üstünde kalıp kalkan vazifesi görmek yerine. 
  • Çinko hariç tüm malzemeleri yıllar geçtikçe tek bir dükkandan bulmakta zorlanıyorum, alırken de yağların son kullanma tarihlerini sorun lütfen. Yağların raf ömrü 1.5 ile 2 yıl arası değişiyor. Sizin alacağınız yağların raf ömrü en az bir yıl daha olması lazım. Bir diğer sorun da bu yağların kiloyla satılmaları. Yani yıllık ihtiyacınız kadar güneş kremi yapmak için kilolarca yağ almak zorunda kalabiliyorsunuz.
20+ faktörlü güneş kremi yapmak o kadar da zor değilmiş. Evet herşeyde olduğu gibi bunda da emek var ama hiçbir şey imkansız değil. Bir nevi hobi olarak görüyorum evde yapılmaz denilen ürünleri evde hazırlamayı. Pek de keyifli. Hele yanınızda size eşlik eden kafa bir arkadaşınız varsa, pek de güzel. Sevgili Hande ve Bengisu'ya bugün bize katıldıkları için sonsuz sevgiler..
Bu arada siz de çocuğunuzla bu etkinliği birlikte yapmak isterseniz, bırakın çocuğunuz balmumunun dokusunu parmaklarıyla hissetsin; karite yağının kayganlığını hissetsin; ona güneşin hikayelerini anlatın karışımı karıştırırken; nasıl da güneşin bizi beslediğini, bize sonsuz yararları olduğunu ama bir taraftan da bizim güneşe karşı korunmamız gerektiğini... Hikayeler bitmez... Her iş, zevkle çocuklarla birlikte yapılabilir..
Hayatta küçük zevkler var insanı çok mutlu eden. Benim için evde güneş kremi yapmak da böyle bir şeydi.
Keyifli yazlar, istakoz gibi kızarmamalar...
Sevgiyle, keyifle, sağlıkla...
Sonradan ekleme bilgi: 2014'un başlarında Yeni Zelanda [YZ]'daydık. YZ'da ozon tabakası Kuzey Yarım Küredeki endüstrileşmenin tetiklemesiyle daha ince ve o yüzden YZ'da cildinizi güneşe karşı iyi korumalısınız yoksa vücuttaki lekeler artıyor ya da cilt kanseri olunuyor. YZ'daki Cancer Society'in hazırladığı özel güneş kremleri satılıyor, içeriğindeki en büyük etken maddeyse çinko oksit. Oradan aldığım doğa ve sağlık magazinlerinde de tavsiye edilen ana güneş koruyucu madde çinko oksit.
2018'den bir not: Beş yıllık kendi güneş kremimizi kendimiz yapmamız ve çevremdeki sevdiklerimle paylaşma macerasından sonra, 2018 itibariyle görüyorum ki tarifi açıkça paylaşmış olsam da modern zamanlarda insanların en kıymetlisi 'zaman' bulmak ya da daha doğrusu zaman bulamamak! O yüzden Delfina ve Delfina'nın kardeşi Koru'nun isimlerinin karışımı Korina doğdu. Korina aynı zamanda özgürlüğüne düşkün Ege'li Yunan bir şairin adı ve o hep görmeyi çok arzuladığım Peru'nun yerli dilinin adı. %100 doğal ve içindeki yağların %80'ini organik sertifikalı yağlardan ürettiğim, altın mühür cinsinden çinko oksit güneş kremini www.instagram.com/KorinaKrem veya www.korinakrem.com adresinden benimle iletişime geçerek edinebilirsiniz. Ben beş yıl önce bu tarifi paylaştığımda benim bildiğim kadarıyla Türkçe yazılmış bir güneş kremi tarifi yoktu, şimdiyse bol bol var. İlgimi çeken bir diğer nokta bu tarif birçok butik firma tarafından uygulanmış ve bana sorarsanız çok yüksek fiyatlara satılıyor. Ben her ekonomik seviyeden insanların organik ürünlere ulaşabilmeleri gerektiğine inanıyorum ve hatta 'el insaf!' diyorum piyasadaki organik bile olmayan el yapımı güneş kremlerinin satıldığı rakamları görünce. Bir diğer konu ise tüketicinin kandırılma sorunu. Her ne kadar krem yapmak için benim de kullandığım yağlar soğuk sıkım olsa da kremi oluşturabilmek için bu yağlar ısıl işleme maruz kalıyorlar ve soğuk sıkım olmuş olmaları birşey ifade etmiyor. Organik yağ kullanmayıp, reklamını yaparken soğuk sıkım kullandık diyen firmalara lütfen itibar etmeyin. Bu göz göre göre tüketiciyi kandırmak oluyor.  Güneşli zamanlarımızın keyifle ve sağlıkla geçmesi dileğimle...
 


Gerisi burda...

Sunday, 23 June 2013

Ev-yapımı sinek kovucu ve ter kokusunu önleyici sprey


Bildiğiniz gibi bu blogda yayınlamaya çalıştığım konulardan biri kimyasallara karşı doğal çözümler nasıl üretilebilir konusu.
Dün doldurma parfüm işi yapan dükkanlardan birine gidip tanesi 2.5 TL'ye ana kısmı 10ml'lik camdan yapılma sprey aldım iki tane. Bunlardan bir tanesinin içine sinek-böcek kovucu bir karışım; diğerine basit, terlendiğinde kokmayı önleyici  bir sıvı hazırladık Delfina'yla. Hızlı ve eğlenceli bir hazırlama süreci geçirdik. İşte tariflerimiz:

Ev-yapımı sinek-böcek-kene kovucu: [10 ml'lik şişe için]

-Şişenin yarısını içme suyuyla doldurun
- Ardından aşağıdaki yağlardan damlatın
  • 4 damla citrönella yağı  [bu yağı TR'de bulmak imkansız değil ama biraz zor, bazı yağ satan dükkanlardan ya da internetten tedarik edebilirsiniz. Yurtdışından daha ucuza alabilirsiniz organik olanını. O yüzden mutlaka yurtdışına çıkacaksanız ya da yurtdışından getirtebiliyorsanız getirtin]
  • 6 damla biberiye yağı
  • 2 damla çayağacı yağı (çayağacını erkek çocuklarda kullanmayın, zayıf bir araştırmaya göre erkeklerde göğüs büyümesine neden oluyor.)
  • 3 damla karanfil yağı
  • 4 damla portakal yağı
  • 1 damla okaliptüs [çocuk gelişimine olumsuz etkisi olduğunu düşündüğüm için sadece 1 damla kullandım, büyükler içinse hazırlanacak sıvı 4 damla konulabilir]
  • 3 damla lavanta [Delfina'nın ve benim lavanta alerjimiz var maalesef, o yüzden bizim karışımımızın içinde lavanta yok. Ama siz, alerjiniz yoksa, ekleyebilirsiniz. Sinekler üzerinde etkilidir.]
-Yarım silme çay kaşığı karbonat [yemek sodası] ekleyip karıştırın
- Dışarı çıkmadan ve yatmadan önce vücudunuzun farklı yerlerine spreyleyin.
Hepsi bu! Daha ayrıntılı tarifler de var, bu bağlantıyı tavsiye ederim.
*Ayrıca ben balkonumda ve mutfağımda biberiye bitkisi bulunduruyorum, sinek kaçırıcı etkisinden dolayı [dikkat ederseniz etrafında sinek bulunan büyük otellerin bahçeleri biberiyeyle kaplıdır. Bir diğer noktaysa yemeklere biberiyenin çok yakışması]. Sineklerden tamamen kurtulmak isterseniz evde kurbağa beslemeye de başlayabilirsiniz tabii, gece sesinden uyuyabilirseniz ;))
Önemli not: Herhangi bir yağa sizin ya da bebeğinizin alerjisi olabilir. Bu yüzden kullanmadan önce mutlaka elinize yağdan bir damla damlatıp alerjik reaksiyon gösterip göstermediğinize bir bakın.
Önemli not 2: Kullanmadan önce mutlaka şişeyi çalkalayın.
Önemli not 3: Eğer elimde bu yağların hepsi yok, hangileri en önemlileri diyorsanız: citrönella, biberiye, çayağacı, lavanta en önemlileri. Ama bu yağlar gündelik hayatta da çok işe yarayan yağlar. O yüzden mutlaka evinizde bulundurun derim. Delfina düşüp bir yerini kanattığında, onu sinek ısırdığında mutlaka biberiye ve çayağacını sürüyorum. Ateşlendiğinde ya da ishal olduğunda ayaklarının altına kekik, lavanta, nane yağlarını sürüyorum. Ecza dolabımızda ilaçtan ziyade yağ var. Herkese tavsiye ederim.

Ev-yapımı ter kokusunu önleyici sprey [10 ml'lik şişe için]


Organik elma sirkesini sprey şişesinin içine koyun. Koltuk altınıza spreyleyin. Bu kadar kolay! Ben aylardır bu metodu uyguluyorum ve gerçekten üzülüyorum yıllarca koltuk altıma kimyasalları sürdüğüm için. Terin cinsine göre sirke işe yaramayabilir. Eğer sirke işe yaramazsa, karbonatlı su deneyin. Şişeyi yarısına kadar doldurup geri kalan kısmına karbonat koyup çalkalayın. Piyasada aynı mantıkta satılan himalaya tuz kalıpları da var.
Kimyasallardan arınmış olarak yaşamak o kadar da zor değil esasında. Herşey sağlıkla ve mutlu yaşamak için!

Gerisi burda...

Wednesday, 24 April 2013

Bebelere dondurma


Delfina nerden öğrendi bilmiyorum ama dondurmayı öğrendi. Esasında bu o kadar da zor olmamış olsa gerek! Yolda, kitaplarda, televizyonda [her ne kadar evde TV az miktar çizgifilm olarak izlense ve reklamlar kesinlikle izletilmese bile] her yerde dondurma ve tatlılar övülüyor, yüceltiliyor. Yaza yaklaştıkça, yolda dondurma yiyenlerin sayısı arttı ve Delfina sürekli elinde birşey varmışçasına yalama taklidi yapıyor. Benim annem ben küçükken yıllarca küllahın içine reçel koyarak beni soğuk-buzlu olan gıdadan korumuştu. Tabii ki o zaman bilmiyordu ki şeker buzdan daha zararlı! Ama annelik işte: korumacı ve sevecen. Annemin benim üzerimdeki bu titizliği beni hala mutlu ediyor. İnsana çok iyi gelen bir duygu; annenin seni düşünüyor olması...

Ben de Delfina'ma dondurma yapmak için Tchibo'dan silikon dondurma kapları [bunun plastik kapli olanlari da var piyasada ama ben tercih edemiyorum, plastiginin icinde neler oldugunu bilemedigim icin, ne bileyim silikon daha iyi gibi geliyor bana] aldım. İçine evde ne malzeme varsa ona göre dolduruyorum. 

Muzlu Tarif:
Tazeliğini kaybetmiş, kararmış ya da arzunuza göre taptaze muzları dört parçaya bölüp dondurucunuzda her daim hazır edin. Dondurma yapmak için kişi sayısına göre muzları dondurucudan çıkarıp, üstüne 1-2 çorba kaşığı kadar süt ekleyip blenderdan geçirin. Ne kadar harika bir dondurma olduğuna inanamazsınız. Arzu ederseniz içine birkaç çilek ya da başka bir meyve de atabilirsiniz. Delfina bu dondurmanın üstüne dondurma tanımıyor. Aşağıdaki tarifler gibi buzlukta beklemesine de gerek yok. Direkt yapın ve yiyin ;)
Delfi kiwili dondurma yerken

Kiwili tarif:
1 kiwi
1 hurma [çekirdeği alınmış]
1 ufacık muz
Azıcık su
Hepsini blenderdan çekip silikon kabın içine doldurdum.

Çilekli tarif:
4 çilek
2 yemek kaşığı süzme yoğurt
1/4 bardak süt
hepsini blenderdan çekip silikon kabın içine doldurdum.

Karpuzlu ya da kavunlu tarif
Karpuzun ya da kavunun çekirdeklerini çıkartıp, blenderda çekip silikon kabın içine doldurdum.
Not 1: Tarifte verdiğim ölçüler bir silikon kabı içindir.
Not 2: Tarifler  yol gösterici niteliktedir. Siz içine bal, farklı kuru meyveler vs.. ekleyebilirsiniz.


Mantık basit ve kolay. Buzdolabınızdaki meyvelere ve malzemelere göre atmasyon yapılabilir.
Delfina zevkle yiyor, ve artık bana dışardaki dondurmaları göstermeyi bıraktı :)
*** Esasında bu tarif sadece bebekler için değil, büyükler için de. Dışardan satın aldığımız dondurmaların %85'i glikoz şurubuyla yapılıyor ki bu bizim karaciğeri öldürüyor malum. Madem amaç serinlemek, bari sağlıklı  sağlıklı serinleyelim.

Gerisi burda...

Friday, 7 September 2012

Ev yapimi parmak boyasi ve Delfi'nin yaptigi ilk dogumgunu karti

Ev yapımı aktivitelerimize parmak boyasını da ekledik :) Çok eğlenceliydi, kesinlikle tavsiye ediyorum. Gidip içine ne koydukları belirsiz boyaları almayın, bu parmak boyaları şahane ;)
Delfi mama sandalyesinde, parmak boyasini hazirlarken
preparing her finger paint in her high chair
Öncelikle ağzı kapaklı cam ya da plastik ufak boy şişeler hazır ederseniz, çok pratik olur diye düşünüyorum. Çünkü vereceğim tariften bol bol parmak boyası çıkıyor ve de kapaklı bir şişeye / kaseye konulursa daha sonra da kullanılabilirsiniz.  Bendeki tarifin yarısını yapmama rağmen, 3-4 çocuğa yetecek boya çıktı. Delfina hanım da bol bulunca boyamı kağıda, kağıt mı boyaya battı bilemedim ;) Çılgıncaydı ama zevkli  :) Yalnız bizim kadar çılgınca heryeri boyarsanız [saç, sürat, bacaklar, kollar] ardından bir banyo faslı gerekecek.


Mama sandalyesi ya da balkon bu iş için en harika yerler. Aktivite balkonda yapılacaksa, öncesinde bulaşık deterjanını döküyorum balkon zeminine, veriyorum Delfi'nin eline saplı fırçayı. Köpük köpük yapıyor her yeri ve çok eğleniyor. Hatta bu bile sıcak yaz günlerinde başlı başlına bir eğlence ;) Balkonda yaparken yere kocaman kağıtlar seriyorum, özgürce boyuyor [büyük boy kağıt bulamazsanız, A4'leri arkadan bantlayarak birleştirebilirsiniz]. Mama sandalyesindeyse A4 boyu kağıtlar [bir yüzü kullanılmış kağıtları, geri dönüşüme atmadan önce Delfina için saklıyoruz. Yeni A4 kağıt kesinlikle vermiyorum. Dünya'daki ağaçlar pek kıymetli ve ben bu konuda çok hassasım] kullanıyoruz. Tarife gelince:


- 1 kupa mısır nişastası
- 1/2 kupa soğuk su [çeşme suyu]
-2 kupa sıcak su
- 1/4 kupa rendelenmiş sabun [ [arzuya baglı, çocuğunuzun malzemeyi ağzına koymasından endişe ederseniz kullanmayın derim. Ben bildiğimiz beyaz Haci Şakir sabun kullandım]
Aktivite önlüğü giydirmeyi unutmayın ;)
- Ana renklerde gıda boyası

Mısır nisastası ve soğuk su, çatal yardımıyla cam bir kasenin içinde karıştırılır, ardından sıcak su eklenip, karıştırılır. Topaklanmalar ortadan kalkınca, içine biraz sabun rendeledim. Sonra malzemeleri farklı kaselere koydum ve içlerine farklı ana renklerde gıda boyalarını ekledim. Ara renkleri malumunuz ana renkleri birbirine karıştırarak elde edebilirsiniz. Geri kalanını da ağzı kapalı şişelerde / kaselerde saklayabilirsiniz.
Delfina'yla parmak boyasını Oyun Evim TV'de gösterdik. Bizi izlemek icin, lutfen tiklayin.

*Ayrıca yoğurdu küçük kaselerin içine koyup, biraz gıda boyasıyla karıştırıp daha yoğun kıvamlı boya da elde edebilirsiniz. Gıda boyası kullanmak istemeyenlerse doğal baharatlar, malzemeler kullanabilirler. Mesela sarı renk için toz zerdeçal çok iyi sonuç veriyor.


Delfi'nin ilk hazirladigi dogum gunu karti
Bu resim ayrıca 21 ay boyunca emzik emmemiş kızımın,
 iki yşsa yakınlaşmayla birlikte emzik emişinin  kanıtıdır..
Delfina'nın parktan arkadaşı İnci'nin doğum gününü kutladık parkta, doğum gününden bir gün önce yine birlikte parmak boyası yapıp, İnci'ye bir doğum günü kartı hazırladık ;) Tabi ben de üzerine yazıyla doğum günü mesajını yazdım, ama kızım parmaklarını konuşturdu kartta ;) Bundan daha değerli ne olabilir ki ;)




Home-made finger paint:

We prepared finger paint today:

- 1 cup of cornflour (in US cornstarch)

- 1/2 cup of cold water [tap water]

- 2 cups of hot water

- 1/4 cup of soap flakes [optional]

- Food colouring

Easy peasy: mix cornflour and cold water and then add hot water. Carry on mixing. Add soap flakes, if you don't think your child might try to eat it. Put the mixture in separate containers with lids. And add a different colour of food colouring to each container.  That's it. Delfi also prepared a birthday card for her friend from the playground with fingerpaint and of course I wrote a birthday note on the card as well ;) It's a fun activity! The best places are balconies / verandas or highchairs for this activity. Cos it gets quite messy and Delfi definitely needed a bath after that ;)
Thanx Aunty Dania for providing the recipe ;)
Gerisi burda...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...